GAZETE GÜRSES
Erzurum`un gür sesi

BİR KURBAN ÖYKÜSÜ…

 

Hemen herkes Hz.İbrahim (A.S) Peygamberin hayatını bilir.

Hz.İbrahim, ‘Halilürrahman’ (Allah’ın dostu) olarak anılır.

Soyundan birçok peygamber geldiği için  ‘Peygamberler Babası’ olarak da bilinir.

İbrahim Peygamber, uzun bir yaşam süresinde (yüz yetmiş beş, ya da iki yüz yıl yaşadığı rivayet ediliyor) Yüce Yaratan tarafından iki kez sınava tabi tutulur. Babil kentinde putları kırması üzerine, Nemrut tarafından ateşe atılmakla cezalandırılır.

Çünkü o, Nemrut’un ilah olduğunu reddetmiş, Allah’tan başka yaratan olmadığını haykırmıştır.

Ceza ateşte yanmaktır…

Kocaman bir ateş hazırlanır ve mancınıkla İbrahim Aleyhisselam bu ateşin içine atılır.

İbrahim (a.s), tevekkül sahibidir ve yaratanına tam bir teslimiyet içerisindedir.

İnanç, sadakat ve teslimiyet o kocaman ateşi söndürecektir.

Nitekim Yaratan’ın emriyle ateş,  İbrahim(a.s) için ’bir serinlik olur’ ve onu yakmaz.

Burada inanmışlık, teslimiyet,  doğrunun ve Hakk’ın yanında saf tutma örneği yaşanır.

***

Yine çok bilinen hikâyedir.

Hz.İbrahim’i ateşe attıklarında küçücük bir karınca bu ateşi söndürüp, İbrahim’i kurtarmak için ağzında su taşır.

Onu görenler der ki; “ hiç bu su ile kocaman ateş söner mi?”

Karınca: “Sönmeyeceğini ben de bilirim,  ama ben safımı belli ediyorum.” der.

***

Hz.İbrahim’in ikinci sınavı, oğlu İsmail’i kurban etmesi ile ilgilidir.

Hz.İbrahim,  gecikmiş yaşında bir evlât sahibi olmak ister.

Rivâyet o ki, kendisi yüz yirmi yaşında,  eşi Sâre, doksan dokuz yaşındadır. Hz. İbrahim’in  dileği çok kuvvetlidir ve dayanılmazdır. Her şeyden, herkesten çok bu dileğinin gerçekleşmesini arzu etmekte ve Allah’a yalvarmaktadır…

Ancak Hz.İbrahim’in Sare’den çocuğu olmuyordu.

Hz.İbrahim, Firavun’un kendisine verdiği cariye Hacer’i azat ederek evlenmesi sonucu Hz.İsmail dünyaya gelir.

Dilek kabul edilir,  ancak bir şart vardır…

Yüce Allah’ın Hz.İbrahim’e nasip ettiği oğlu İsmail,  belli bir çağa geldiğinde Allah yolunda kurban edilecektir.

Evlât sahibi olmayı çok arzu eden, yaşlılığı döneminde bu arzusuna kavuşan bir baba; öte yandan ciğerparesini kendi elleriyle kurban etmesi emredilen bir peygamber baba…

***

Emir yüce yerdendir.

Hayatı,

var oluşu,

hiçliği;

Zenginliği-fukaralığı;

Hastalığı-sağlığı;

Sevgiyi, rahmeti, hoşgörüyü;

İyiliği-kötülüğü…

Kısaca kainattaki her şeyi yoktan var eden Yaratan’ın emridir bu…

Bir peygamber, bütün insanlara örnek olsun diye imtihan edilmektedir.

Hz. İbrahim, hiç tereddütsüz İsmail’ini yanına alır, bıçağını biletir ve kurban etmek için götürür.

Gözlerini bağlamak ister ama,İsmail, buna razı olmaz.

Baba İbrahim’in yüreğinden kan akmaktadır ama İsmail’i kurban etmek için tereddüdü yoktur.

İbrahim (A.S), kendisini hayata bağlayan en önemli bağı koparmak, gözünün nurunu kesmek üzeredir.

Ancak Peygamber Babanın bu iradesi karşısında o çok keskin bıçak kesmez…

Sadakatin ve cesaretin yüce bir örneği yaşanmaktadır.

***

İsmail de, Allah yolunda babasının elinden kurban edilmekten mutludur, korkusuzdur.

Her ikisi de tam bir teslimiyet içerisindedir.

Oğul babaya;  baba,  Yaratan’a…

Hz. İbrahim, bu teslimiyeti ateşe atılırken de göstermiştir.

Aslına bakarsanız  bu teslimiyet sınavında aynı zamanda nefis de kurban edilmekte, dünyanın gelip geçici hevesleri boğazlanmaktadır.

Gerçekte de öyle değil midir?

Mal, mülk, makam, ikbâl vs.

Tamamı gelip geçici hevesler.

İnsanlar çoğu zaman nefsinin esiri olmakta, onun istekleri doğrultusunda hareket etmekte…

Çoğu zaman iyilik, sevgi, dostluk, hoşgörü gibi ulvi kavramları rafa kaldırılmakta…

Halbuki kalıcı olan değerler bunlar…

*

Erzurum kültüründe de Kurban’ın ve Bayram’ın çok özel yeri var…

Erzurum’da bayramın bir gün öncesi çocuklara aittir ve o günde ‘Arafalık’ dağıtılır.

Mahallenin çocukları hemen bütün evlerin kapısını çalar, büyüklerin elini öper ve ‘arafalığını’ alır…

İnsanların gönlünden ne koparsa çocuklara ikram edilir.

Günlerce önceden kurbanını alamayanlar, bu güne bırakır ve alınan kurbana çok iyi bakılır, temizlenir, süslenir ve Allah yolunda kurban edilmeye hazırlanır…

Damat adayları arife günü önceden aldıkları ve süsledikleri, boynuzlarını altınla süsledikleri gelin adayının evine gönderirler.

Gelin adayları da buna çeşitli hediyelerle karşılık verirler…

*

Arife günü kabir ziyaretlerine de ayrılır ve orada yatan, yakınların ve cümle ölülerin ruhuna Fatiha gönderilir…

Kabir ziyaretinden sonra tekbirlerle kurban kesilir… Kimi yaşlılar bir şey yemez ve kurban etiyle orucunu açar…

Erzurum bayramlarının bir başka yaşatılan geleneği, ‘Yas Bayramı’dır…

Bayram öncesinde yakınını kaybeden ailelerin evine komşular ve tanıyanlar bir kez daha taziye ziyaretinde bulunurlar.

Bu ziyaret aslında yaşanan acıyı hatırlatmak değil; bayramda yas tutulmasını önlemek, bayramın güzelliğini, neş’esini onlara da yaşatabilmek, bu güzel günde onları acılarıyla yalnız bırakmamak ve hayatın devam ettiğini göstermektir…

*

Bu bayram biliyorum ki Pandemi sebebiyle bir çok kişi kurban kesemedi…

Kurban kesenler ne olur uyarılara kulak versinler… Hem acı yaşamayalım, hem de salgını uzak tutup, kontrol altına alalım…

Tedbir çok basit;

Elleri bolca yıkamak, Maske  takmak ve Sosyal Mesafeyi korumak…

*

Gelin, bu bayram ve hergün;

Sevgiden, dostluktan, iyilik, güzellik ve doğruluktan yana saf tutalım…

Erzurumlu Halk Ozanı Ruhani Usta’nın dediği gibi;

‘Sevgi ile görmeyen göz, kör; sevgiyle sulanmayan gönül çöldür.’

Gönlünüzü sevginin o doyumsuz güzelliklerine açın.

Çevrenizle, arkadaşlarınızla ve hemen herkesle ilişkilerinizi bir kez daha gözden geçirin.

Sevgiyle, saygıyla bayramınız kutlu olsun.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: