Tarih: 01.10.2016 10:25
Bahçeli: 'Millete sormanin hiç bir mahzuru yok'
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Baskani Devlet Bahçeli, yeni anayasaya iliskin, Türkiye'nin siyasi ve hukuki istikrari için üzerlerine düseni harfiyen yapacaklarini belirterek, "Milliyetçi Hareket Partisi, parlamenter sistemin revize edilip reforma tabi tutularak devamindan yanadir. Ancak milletimize görüsünü sormanin, filli çeliskiyi sona erdirmeyle ilgili müdahil olmasini istemenin hiçbir mahzurlu ve sakincali tarafini da görmeyecektir" dedi.MHP Genel Baskani Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantisinda konustu. Islam toplumlarinin artik haçli projelerinin zamanla büyüyüp genisleyen ablukasindan siyrilip belini dogrultmasinin elzem hale geldigini belirten Bahçeli, bölge halklarinin geleceginin buna bagli oldugunu kaydetti.Türkiye'nin çevresinden kendisini soyutlamasi, içe kapanip etrafiyla bagini kesmesinin dogru olmadigi gibi mümkün de olmayacaginin altini çizen Bahçeli, tarihin ve cografyanin millete yükledigi sorumluluklar olduguna dikkat çekerek, "Bu sorumluluklar ABD istedi, Almanya buyurdu, Birlesik Krallik dayatti, Fransa zorladi diye kesinlikle ihmal edilmeyecek, yok sayilmayacaktir. Jeo-politik üzerinde yasadigimiz cografyanin yöneticilere yükledigi vizyon ve mükellefiyetleri tanimlar. Belirlenmis yüksek ve milli siyaset, kaynagini ve durusunu elbette cografyadan alir. Her cografyanin takip edilmesi, nesilden nesile aktarilmasi gereken politikalari vardir ve bellidir. Son vatanimizda yasiyor olmanin da bir jeo-politigi vardir ve asirlardir degismemistir. Politik dinamiklerin çarpitilmasi, çignenmesi baska baskentlerin çekim alanina paldir küldür girilmesi, açik açik söylüyorum, sadece komsu ülkelerle iliskilerimizin kesilmesine yol açmayacak, daha korkuncu bize bir vatan kaybettirecektir" diye konustu."Misak-i Milli mülk-ü millettir, millet ise Türk'tür" Misak-i Milli'nin ayni zamanda stratejik bir dogrulus, baskalarinin degil bizzat milli ruh ve iradenin hayat ve varlik alanlarini belirledigi muhtesem politik dirilisin belgesi oldugunu ifade eden Bahçeli, "Kurucu kahramanlarin yüzyillardir devam edegelen sancili ve feci geri çekilme akisina set çekmek, son vermek ve tavizin son sinirini çizmek için Misak-i Milli'yi kaleme aldiklari açik ve bilinen bir gerçektir. Milli Yemin Jeo-politik suur ve durusun eseridir. Türkiye bu suura sahip oldugu müddetçe Sam'daki gelismeleri izleyecek, Halep'le ilgilenecek; Musul, Kerkük sevdasindan ödün vermeyecek, veremeyecektir. Sarikamis'ta dondugumuz kadar çöllerde kavrulduk. Kudüs'teki Zeytindagi'ndan çekilsek de Toroslar'da durduk, Erciyes'te tutunduk. Mekke'de vurdular, Sakarya'da dirildik. Yemen'de durdurdular, Dumlupinar'da yola koyulduk. Kanadimizi, kolumuzu tahrip ettiler, taarruzla cevap verdik. Bagdat'i Bursa'dan, Hicaz'i Hakkari'den, Trablusgarp'i Trabzon'dan ayri görmedik. Hayallerimiz bir oldu, özlemlerimiz bir. Kiblemiz bir oldu, inancimiz bir. Böylece yakin cografyalardaki her daga, her tasa, her sokak ve caddeye izlerimizi kazidik, adalet ve hosgörü içinde Türk'ün adini yazdik. Buralari vatan bildik, vatan yaptik. Ne var ki hüzünlü ve aci verici sekilde kaybettik. Mescid-i Aksa'nin, Mescid-i Haram'in, Mescid-i Nebi'nin umutlarini yarim birakarak, ecdadimizin hedeflerini, manevi büyüklerimizin hatiralarini kalbimize ilistirip milli hafizalara naklederek gerisin geriye Anadolu yollarina düstük. Elifi görse mertek sananlarin bunlari idrak etmesini beklemiyoruz. Cehalet çukurunda tepinenlerin, samana kazik çakma merakinda olanlarin bu hakikatleri anlamasini da ümit etmiyoruz. Ifadelerimizi millet sahiplensin, Türkiye'yi yönetenler ve Türk tarihinin yükümlülüklerini milli bir görev sayanlar bilsin, bize yetecek, maksadimiz insallah hasil olacaktir. Daha önce söyledim, bu vesileyle tekrar ediyorum. Anlamlandirmakta güçlük çekenlere yeniden hatirlatiyor, yeni bastan haykiriyorum. Misak-i Milli mülk-ü millettir, millet ise Türk'tür" seklinde konustu."Türkiye mesru müdafaa hakkini kullanmak durumundadir. Ibadi ister kabul etsin, isterse etmesin; büyük devlet olmanin vakar ve haysiyeti bunu gerektirmektedir" Konusmasinda Musul operasyonuna deginen Bahçeli, uzun bir süredir konusulan, devamli gündemde tutulan Musul operasyonunun dün sabaha karsi devreye alindigini ifade ederek sunlari kaydetti: "Irak'in en büyük ikinci kenti olan Musul'un ISID tarafindan isgali 6 Haziran 2014 tarihinden itibaren baslamis, bes gün içinde isgal tamamlanmisti. Irak Türkmenlerinin yurdu ve yuvasi terör örgütü ISID tarafindan ele geçirilmis, istila edilmisti. Iki yili askin süredir Musul canilerin kontrolündedir. Islam'i sirret ve melanet amaçlarina alet edecek kadar gözü dönen, bayraklarinda siyahlik kadar ruh ve vicdanlari da kararan teröristler Musul'a kast etmislerdir. Dün gece saat 01.40'ta dünyaya ilan edilen askeri harekatla Musul'un ISID'ten temizligi için dügmeye basilmistir. Türkiye'ye karsi ileri geri konusan, sömürgeci güçlerin elinde oyuncaga dönen Irak Basbakan'i Haydar El Ibadi, operasyonun ilk saatlerinde, zafer vaktinin geldigini, Musul'un kurtarilma operasyonun baslatildigini duyurmustur. Ibadi altini çizerek, Musul'a sadece Irak ordusunun ve polis güçlerinin girecegini ileri sürmüs, özellikle ülkemize hadsizce durum ve pozisyon hatirlatmasi yapmistir. Irak'in Türkiye'ye karsi uyguladigi gerilim politikasi öncelikle muhataplarini mahcup edecek, yüzleri varsa kizartacaktir. Musul'u, bir avuç ISID'li çapulcunun eline birakip kaçan sanki kendileri degilmis gibi konusan Ibadi ve yandas kümesinin komsuluk hukukuna riayet ve hizmet etmedigi ortadadir. Bunlar hem kel hem foduldur. Türkiye'nin Irakla olan sinir uzunlugu 350 kilometredir. Bundan daha mühimi, Musul'un, Musul'da yasayan kardeslerimizin varlik ve çikarlarini müdafaa etmek ülkemizin en tabii hakki ve boyun borcudur. Bagdat yönetiminin bundan gocunmasi abesle istigaldir. Basbakan Ibadi ve yönetiminin Türkiye husumetini hazmetmek, vakay-i adiyeden görmek esyanin tabiatina da aykiridir. Bize göre Musul'dan ISID'in sökülüp atilmasi, bu Türkmen sehrinin asil ve hak eden sahiplerine teslimi muhakkak surette saglanmalidir. Anlasildigi kadariyla pesmerge unsurlariyla Türkiye'nin Basika'da egittigi Ninova Muhafizlari kuzey ve dogudan, Irak ordusu ve diger milis güçler ise güneyden ISID'e saldirmislardir. Açilan üç cepheden ISID kiskaca alinmistir. Operasyonun kritik üssü olan Zertek Dagi'nda ABD'li askerler pesmergeyle birlikte hareket etmekte ve çarpismaya katilmaktadir. Musul kent merkezine 20 km uzaklikta bulunan Basika'ya konuslanan ABD'li askerler ISID hedeflerini obüs atislariyla vurmaktadir. Ayrica ABD ve Fransa'ya ait savas uçaklari da ISID mevzilerini bombalamaktadir. ISID ise bos durmamis, savas uçaklarinin görüs açisini kapatmak amaciyla kent çevresinde kazdigi hendeklere ham petrol döküp atese vermistir. Su ana kadar Musul'un 10'u askin köyünün ISID'ten alindigi iddia edilmektedir.""Musul operasyonun basini ABD çekmektedir" "Bunlar oluyorken, Musul'un dogusunda operasyona giden bir askeri konvoya dün bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldirisi sonucundan 70 Irakli asker hayatini kaybetmistir" diyen Bahçeli, "Saklamaya, gizlemeye yer yoktur. Musul operasyonun basini ABD çekmektedir. Kara gücü olarak planlanan askeri varligin sayisi 36 ülkeden katilimlarla birlikte 30 bini bulmaktadir. Hatta ABD ve Iran arasinda yapilan anlasmaya göre PKK'li teröristlerle birlikte Hasdi Sabi milislerinin de Irak ordusu çatisi altinda operasyona katilacaklari iddiasi gündemdedir. Bu nasil bir ittifaktir? PKK'nin Musul operasyonunda ne isi vardir? Türkiye'ye ne mesaj verilmekte, ABD ne yapmaya çalismaktadir? Irak Basbakani, kendi topraklarindaki yabanci postallari ve terör örgütlerini görmeyip Türkiye'ye Musul'a gelme çagrisini nasil, hangi hakla yapabilmektedir? Ibadi'nin yolu yol degildir. Irak'ta katledilen bir milyon Müslüman'in faillerine kucak açan Ibadi yönetiminin mantigi tipkisiyla celladina baglanmis bir köleden farksizdir. PKK, Musul'un hemen batisindaki Sincar'a yerlesmistir. Türkiye'nin kapilarini açip yardim elini uzattigi Ezidilerin sirtimizdan hançer salladiklarini görmemek için kör olmak lazimdir. Basta PKK olmak üzere, Türkiye düsmanlarinin Irak topraklarinda mevzi elde etmesi ne dostluga sigacak ne de komsuluk hukukuyla bagdasacaktir. Ibadi kimin nam ve hesabina çalismakta, kimlere diyet borcunu ödemektedir? Türkiye'yi Musul'dan uzak tutma gayretleri, Basika'dan çikmasi için zorlama çabalari neye ve kimlere hizmettir? Basika'ya TSK davet edilirken bir sey yoktu da, simdi mi oldu? Basika bekamizin kilit noktalarindandir, terk etmek, bosaltip dönüs yapmak kabus demektir. Yillardan beri sinir ötesinden, bilhassa Irak'tan kaynaklanan terörist saldirilar çok sayida sehadete, milli infiale neden olmustur. Türkiye mesru müdafaa hakkini kullanmak durumundadir. Ibadi ister kabul etsin, isterse etmesin; büyük devlet olmanin vakar ve haysiyeti bunu gerektirmektedir. Türkmenler katliama maruz kalirken, Türkmeneli'nin demografik omurgasi bozulurken Irak ne yapiyor, neyle mesgul oluyordu?" diye konustu."Ülke olarak güvenligimizi, toprak bütünlügümüzü ve soydaslarimiza reva görülen acimasiz saldirilari tesadüflerin akibetine birakamayiz, görmezden gelemeyiz" Musul üzerinden yürüyen mücadelelerin yalnizca ISID'i kovmak olmadigini akli basinda herkesin bildigini vurgulayan Bahçeli, "Barzani aksini söylese de, Musul'daki nüfus yapisinin zedelenmesi, etnik ve mezhep dengesinin tersine çevrilmesi bölgeyi tamamiyla atese atacaktir. Ülke olarak güvenligimizi, toprak bütünlügümüzü ve soydaslarimiza reva görülen acimasiz saldirilari tesadüflerin akibetine birakamayiz, görmezden gelemeyiz. Türkemeneli'ni çaresizlige terk edemeyiz, etmemeliyiz. Bosuna söylemedik, bos yere kendimizi avutmadik. Kerkük Türk'tür, Musul, Telafer Türk'ün öz yurdudur. Bize ne isiniz var Musul'da diyenler, ahlakli ve utanma sahibi iseler, önce kendilerinin ne aradigini açiklamak, netlige kavusturmak mecburiyetindedir. Türkiye'nin Irak'in toprak bütünlügüne saygisi vardir ve olmalidir. Komsu komsunun külüne, sesine, nefesine muhtaçtir. Ancak bir süre sonra, BM'nin de öngördügü sekliyle, Musul'dan mülteci göçü baslayip sinirlarimiza yigilmalar oldugunda ne olacak, terör tehdidi devam ederse Irak'i kuklaya çeviren müttefik ülkeler ne diyeceklerdir? Musul'un batisinda bulunan Türkmen kenti Telafer'de katliam yapilirsa bunun hesabini kim ya da kimler verecektir? Iran'in tahrikleriyle mezhep gerilimi savasa dönerse bölge ve dünyanin ne hale gelecegini simdiden kestiren var midir?" dedi."Türkiye Musul konusunda seyirci kalmamali, geride durmamali, tribünden izlememelidir" Türkiye'nin Musul konusunda seyirci kalmamasi gerektigini dile getiren Bahçeli, "Geride durmamali, tribünden izlememelidir. Ancak bu söylediklerim, savasalim, çatisalim, inceldigi yerden koparalim, oldubittiye getirelim biçiminde yorumlanmamalidir. Diplomasinin tüm yollari mutlaka kullanilmalidir. Musul Operasyonundan kisa süre önce ABD'ye giden Genelkurmay Baskani'nin görüsme ve müzakere hamleleri zamanlama itibariyle yerindedir. Dün Bagdat'a ulasan Türk heyeti de bazi temaslarda bulunmuslardir. Girisimler ümit vericidir. Ankara ile Bagdat arasinda gerilen iliskilerin düzeltilmesi en samimi dilek ve temennimizdir. Bunun disinda bir arayisimiz olmamalidir. Ticari, kültürel, tarihi ve manevi baglarimizin oldugu bir bölgeyle ilgilenmemiz de kimseyi rahatsiz etmemelidir. Bizim Irak ve Suriye'deki varligimiz toprak kazanmak, cografyamizi büyütmek degil, yalnizca nüfuz alanlarimizi korumak, beka ve güvenligimize yönelen tehlikeleri odaginda engellemektir. Bunu da herkes anlayisla karsilamak durumundadir" degerlendirmesinde bulundu.Bahçeli, ISID'in en çok Türkiye'ye saldirdiginin altini çizerek, "Bu cinayet örgütünün alçakça saldirilari en basta sinir il ve ilçelerimiz olmak üzere, tüm Türkiye'yi yasa bogmaktadir. Geçtigimiz Pazar günü Gaziantep'te yasadigimiz tiksinti verici canli bomba eylemi bunun en son ve somut örnegidir. Türkiye'yi fanusa sokmak, dallarini kesmek isteyenler, bosuna heves etmesin; Musul bizim sorunumuzdur, Halep bizim ana meselelerimizden birisidir. Cumhurbaskani Misak-i Milli hatirlatmasi yapmistir ki, hakki vardir. Misak-i Milli alti maddelik siyasi ve egemenlik alanlarimizin manifestosudur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Misak-i Milli'nin sinirlarini 1920 ve 1923'de çizmis ve söyle açiklamistir: 'Bu hudut Iskenderun Körfezi'nin güneyinden, Antakya'dan, Halep ile Katma Istasyonu arasinda Cerablus Köprüsünün güneyinde Firat Nehri'ne ulasir. Oradan Deyrizor'a iner, oradan doguya uzatilarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye'yi içine alir.' Simdi anlasildi mi niye Musul, niye Kerkük, niye Halep? Bu ecdad yadigari Türk topraklarini oyunlarla gasp edenler, anlasma ve terörist saldirilarla bizleri oyalayanlar tarihe karsi suç islemislerdir. Musul ve Kerkük fiziken degilse bile vicdanen, kalben ve manen vatandir, Türk vatanin gözü yasli parçalaridir. Buralarda hangi tasi kaldirsak altindan 'Ne Mutlu Türküm Diyene' seslenisi duyulacaktir. Musul, Kerkük ve Halep'in sinesi Türk diye inler, Türk'ün ahlak ve hasretini sakir sakir dile getirir. Teksasli gelecek biz gelmeyecegiz öyle mi? Londra'dan dün oldugu gibi bugün de, ipini koparip Musul'a girenler emperyalist istahlarini tatmin edecek, ne var ne yok sömürüp bir de üstüne fitne ekecekler, biz de orali olmayacagiz, istenen bu mudur? Biz üst akil falan tanimaz, takmayiz. Üstü, alti bilmeyiz; fakat akli olan varsa ya göle kaçsin ya da kendisine saklasin, belki ihtiyaç duyacaktir. Tavsiyemiz budur. Yalnizca ve yalnizca Türk milletinin aklina, irfanina ve kudretine inanir, kargadan baska kus tanimayanlara kartal pençesini heyecanla hatirlatiriz" dedi."ABD'nin PYD-YPG'yle iliski ve irtibatlari kesilmeden, ISID'e karsi yürütülen operasyonlarin kaliciligi söz konusu olmayacaktir" "Firat Kalkani Harekatinin 56'nci günündeyiz. Bu harekatin ana hedefinin El Bab'a kadar inmek ve Münbiç bölgesini bütünüyle ISID'ten arindirmak oldugu bizatihi Disisleri Bakani tarafindan ilan edilmistir" diyen Bahçeli söyle devam etti: "Cerablus'tan sonra, TSK tarafindan desteklenen Özgür Suriye Ordusu Suriye'nin stratejik önemdeki Dabik köyünü geçtigimiz günlerde kontrol altina almistir. Türkiye, ISID'e karsi sürdürülen operasyona karadan ve havadan koalisyon unsurlariyla birlikte destek vermektedir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, sinirlarimizdan yaklasik 90 kilometre boyunca ve 20 kilometre derinliginde bütün ISID unsurlari temizlenmistir. Münbiç'e PYD-YPG'li teröristlerin girmeyecegi hususunda söz verenlerin, bir kez daha sözlerini çignedikleri açiktir. YPG hala Firat'in batisindadir. Kaygimiz odur ki, ISID'in atildigi yerlere PYD-YPG'nin yerlesmesi bir seyi degistirmeyecek, sadece bir terör örgütünün yerini digeri alacaktir. ABD'nin PYD-YPG'yle iliski ve irtibatlari kesilmeden, ISID'e karsi yürütülen operasyonlarin kaliciligi söz konusu olmayacaktir. ISID, FETÖ, PKK, PYD-YPG Türkiye'nin azili düsmanlaridir. Düsmanimin düsmani dostumdur felsefesi bizim yabancisi oldugumuz bir sapma hali ve sakat bakistir. PYD-YPG'ye uzatilan her el, verilen her destek polislerimize, Mehmetlerimize sikilmis kursun, atilan bomba, dösenen mayindir. ABD'nin buna hiçbir hakki yoktur. Terör örgütleriyle düsüp kalkmak bir NATO üyesi ülkeye hiçbir sekilde yakismayacak, uygun düsmeyecektir. ABD'nin YPG'yi kanatlarinin altina alip pis islerinde kullanmasi insanlik haysiyeti ve devlet ahlakiyla taban tabana zitlik içerecektir. YPG'nin simartilmasi dolayli sekilde ISID'in degirmenine su tasiyacaktir. Teröristlerin silah ve bombayla beslenip kiskirtilmalari da ters tepecektir. Terör örgütlerinin iyisi kötüsü olamaz. Böyle bir tasnife gitmek terörizme ortak olmak, ön açmak demektir ki, insanlik vicdaninda ve uluslararasi hukukta bunun tam karsiligi cinayetleri azmettirmektir. ABD'nin, Türkiye'yi terör örgütleriyle ayni kefeye koyma talihsizliginden, PYD-YPG'yi ülkemize tercih etme hatasindan süratle dönüs yapmasi bölgesel ve küresel istikrara azami katki verecektir.""Niyet okuyucular yine isbasi yapmislardir" Bahçeli, geçen haftaki grup toplantisinda yeni anayasa ekseninde yaptigi degerlendirmelerin hafta boyunca tüm yönleriyle tartisildigini vurgulayarak, "Baskanlik sistemine destek verip vermedigimiz, referanduma yesil isik yakip yakmadigimiz, neyi kast edip etmedigimiz, Allah var ya herkesin gündemini epey isgal etmistir. Niyet okuyucular yine isbasi yapmislardir. Anlam krizi yasayan biçareler yine kendilerini belli etmislerdir. Leb demeden leblebiyi anlarim diyen ileri zekalilar mangalda kül birakmamislardir. Art niyetli kalem ve söz sahipleri ise makineli yuvasi gibi üzerimize gelmisler, itham ve iftira oklarini pervasizca firlatmislardir. Bereket versin, biz ne dedigimizin bilincindeyiz, nereye varmak istedigimizin farkindayiz. Dedim ki, Türkiye'de filli bir durum vardir ve bu çözülmelidir. Ülke yönetimi yasa ve Anayasaya uygun degildir ve de suç islenmektedir. Sayin Cumhurbaskani filli baskanlik yapmaktadir. Bu durum Anayasa'ya aykiridir. Ya dedim, Sayin Cumhurbaskani filli baskanlik zorlamasindan vazgeçsin, ki bizim açimizdan en dogru olani budur. Ya da dedim, filli durumun hukuki boyut kazanabilmesinin süratle yol ve yöntemleri aransin. Bunlari anlamayan varsa, sözüm söz olsun, heceleye heceleye, yeni bastan alfabeyi ögretir gibi anlatmaya varim ve hazirim. Diger yandan, Adalet ve Kalkinma Partisi'nin baskanlik sistemiyle ilgili inadi sürecekse, yani filli dayatma ve zorlamadan geri dönmeyecekse, o zaman karsimiza iki seçenek çikacaktir yorumunu yaptim. Ilk olarak AKP, hazirda tuttugu veya üzerinde çalistigi bir anayasa hazirligi varsa, mutabik kalinan daha önceki maddeleri de ihtiva etmek kaydiyla TBMM'ne getirmelidir. Saniyorum bu ifadelerin anlasilamayan bir yani yoktur. Ikinci olarak da, bu anayasa degisiklik teklifi TBMM Genel Kurulunda ya 367 sinirini asarak kanunlasacaktir ya da 330 esiginin üstünde kalarak referandum yoluyla milletin kararina sunulacaktir. Söylediklerim aynisiyla böyleydi. Bunun üzerine komut almisçasina sirayla saldiranlarin agizindan öylesine suçlamalar duyuldu ki, sasirmamak, hayrete kapilmamak imkansizdir. AKP'nin stepnesi, koltuk degnegi, yedek lastigi, bastonu, kurtarici melegi dediler. Baskanligi saraya altin tepsi içinde sundugumuzu söylediler. Bindigimiz dali kestigimizi uydurdular. Ihanetle verkaça girdiklerini unutup AKP'ye pas verdigimizi dillerine doladilar. Gizli görüsmeler yaptigimizi dillendirdiler. Arka kapi diplomasisi yürüttügümüzü ifade ettiler. Imaret yapilmadan öbek öbek dizilen dilenciler gibi karsimiza dizilenler eger düstükleri denizde yilana sarilip zehir almadilarsa kesinlikle hakaret ve hezeyanin dibine kadar batmislardir. Ahmak ata binerse bey oldum sanirmis, salgam asa girerse yag oldum sanirmis, bunlarin ki tam da budur. Bu sahislara tavsiyem sudur, söz biliyorsaniz söyleyin inansinlar; bilmiyorsaniz susun da alayinizi adam sansinlar" elestirisinde bulundu."Türk milleti ne derse, bas göz üstüne diyerek geregi neyse seve seve yapariz" Milliyetçi Hareket Partisi'nin ne dediginin belli oldugunu kaydeden Bahçeli, "Hükümet sistemi üzerinde yapilan tehlikeli oynamalar, hukuki temeli olmayan siyasi ve hamasi uygulamalar rejim krizine dönüsebilecektir. Ya filli durum düzelsin, evli evine, köylü köyüne dönsün. Ya da filli durum hukuki boyut kazanarak Türkiye derin bir nefes alsin, hukuksuzluk ve Anayasa ihlalleri son bulsun. Biz millete gitmekten korkmayiz. Bunda da mahsur görmeyiz. Ve de Türk milleti ne derse, neye karar verirse bas göz üstüne diyerek geregi neyse seve seve yapariz. Biz ezelden ebede Hakk'in yolunda, milletin yanindayiz. Adinda halk olan, halkin partisi oldugunu iddia eden CHP niye celalleniyor, niye rahatsiz oluyor? PKK'yla kuytu köselerde fiskos yaparken, HDP'nin aparati, PKK'nin siyasi sim karti olurken bir sey olmuyor da, biz bir teklifle gelince mi kiyamet kopuyor? Hem kaçmak, hem de davul çalmak siyasi ahlaka sigar mi? Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmus, biz devrilmeden yola devam edilsin istiyoruz. Demirin tavinda dövülecegini söylüyoruz. 15 Temmuz'dan sonra bambaska bir Türkiye tablosuyla karsilastigimizi, çok yüksek risk ve tehditlerle bogusmak durumunda oldugumuzu üstüne basa basa belirtiyoruz. Hukuksuzlugun bir devlet kaybina neden olabilecegini sürekli vurguluyoruz. Gerçi sunu da biliyoruz ki, CHP'li sözcülere, ekran ve gazete köselerinde saldirgan tutum takinan zevata ne desek bostur. Çünkü tatsiz asa tuz neylesin, akilsiz basa söz neylesin. CHP ve yandaslari dügüne giderler zurna begenmezler, hamama giderler kurna begenmezler. Bunlar Milliyetçi Hareket Partisi'ni tanimiyorlar, tanimak istemiyorlar. FETÖ'cüler, mandacilar, bölücüler, Türkiye'nin varligini çekemeyen mihraklar bir de kendilerine aydinlikçi diyenler üzüm üzüme baka baka nasil karariyorsa, birbirilerini göre göre, duya duya her taraflari zifte bulanmistir. CHP'nin bu tuzaga düsmesi akla zarar, siyasi geçmisine haksizliktir. Atlar nallanirken kurbaga ayagini uzatirmis, biz konusunca devreye girenlerin nifak saçan dillerini telasla uzatmalari ise sefilliklerini örtemeyecektir. Içleri çifit çarsisina dönenlerden ögrenecek bir seyimiz de yoktur. Bunlara diyorum ki, yag mi yogurttan yogurt mu yagdan çikar, yakinda görürsünüz. Az bekleyin, biraz daha sabredin" dedi."Aziz milletimize herhangi bir sorunun ve muammanin çözümü için müracaat etmekten en ufak tereddüt göstermeyiz" "Biz sartlar olusursa, egemenligin sahibi aziz milletimize herhangi bir sorunun ve muammanin çözümü için müracaat etmekten en ufak tereddüt göstermeyiz" diyen Bahçeli, "Bu nedenle diyorum ki, pilavdan dönenin kasigi kirilsin. Zahmetsiz rahmet olmayacagi meydandadir. Gerekirse zahmet çekeriz, çileye katlaniriz; ama Türkiye'nin siyasi ve hukuki istikrari için üzerimize düseni harfiyen yapariz. Milliyetçi Hareket Partisi parlamenter sistemin revize edilip reforma tabi tutularak devamindan yanadir. Ancak milletimize görüsünü sormanin, filli çeliskiyi sona erdirmeyle ilgili müdahil olmasini istemenin hiçbir mahzurlu ve sakincali tarafini da görmeyecektir. Yagmur nereye yagsa tarlasini oraya tasiyanlara diyecegimiz bir sey yoktur, zira onlarla uzlasma vasat ve vaktimiz de bulunmayacaktir. Türk milletine güveniyorum, AKP'nin Anayasa hazirligini TBMM'ye getirmesi, ilke ve hassasiyetlerimizi gözetmesi halinde saglikli ve makul bir neticenin alinacagina yürekten inaniyorum"
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —