Menü Gazete Gürses
Tarih: 01.05.2016 10:25
Bahçeli: 'Yeni bir rejime gerek yok'

Bahçeli: 'Yeni bir rejime gerek yok'

Facebook Twitter Linked-in

Baskanlik sistemiyle ilgili degerlendirmelerde bulunan Devlet Bahçeli, 'Baskanlik sisteminin bir sisteme ne de yeni bir rejime gerek yoktur. Sonu macera ve mezbelelik olan arayislara ihtiyaç da yoktur' dedi.Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Baskani Devlet Bahçeli, "Baskanlik sisteminin milli bir beklentinin dogal yansimasi oldugu tezi bize göre geçersiz, afaki ve abartili bir degerlendirmedir. Milletimizin en tabii ve hakli beklentisi refah ve reformdur. Is, as ve yoksulluk sorunlarinin kökten çözümüdür" dedi. MHP lideri Bahçeli, TBMM'de düzenlenen partisinin grup toplantisinda yaptigi konusmada, harci çileyle karilmis, duvarlari feryatla örülmüs kapkara bir dönem yasanildigini vurgulayarak, "8 Subat 1919'da Istanbul'a giren Fransiz Generalinin durumu nasil rezil ve haysiyetsizceyse, bugünlerde terörizmin devlete meydan okumasi aynisidir. Bu isgalin ertesi günü, merhum Süleyman Nazif'in, Hadisat Gazetesinde siyah bir çerçeve içinde yayinlanan "Kara Bir Gün" isimli meshur makalesi sanki bu zamani da anlatmaktadir. Kudretsiz dimaglar, milliligi bulanik ruhlar, maya ve mesrebi lekeliler bugünleri hem idrakte hem de itirafta epey zorluk ve sikinti çekmektedir.Milli Mücadele yillari her türlü mezalim, melanet ve müstevli gayeye direnerek istikbalin rotasini çizmis, istiklalin sancagini dalgalandirmis, kara günleri yirtip atmisti. Bunda mütesekkir oldugumuz, her daim hayranlik ve sükran duyacagimiz milliyetçi irade ve inanmisligin üstün bir payi vardir. Türk milleti kendi hayat alanini çizip korumaya alirken vesveye, velveleye, vesayetçi odaklara takilmadi. Vehimleri pusula yapmis tutsak anlayislara izin vermedi. Korkuluk diken, arka arka yürüyen, üst üste yan çizen teslimiyetçi lobilere aldiris etmedi. Bahane imalatçilarina, minderden çikarak kaçak ve korkak güresenlere bu büyük millet hiçbir zaman sans tanimadi.Kurtulusa tam bir baglilikla tutunmus yüksek fazilet; "vazgeçelim, birakalim, olmuyor, basaramayacagiz" diyenlere kulak asmadi, kaale almadi. Yine Milli Mücadele'nin en siddetli günlerinde Mustafa Kemal'in Meclis kürsüsünde yaptigi su tarihi konusma her seyi özetlemis, yasananlarin özünü desifre etmistir: "Isittim ki, bazi arkadaslar yoksullugumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmis. Ben kimseyi zorla milli Meclise davet etmedim. Herkes kararinda özgürdür, bunlara baskalari da katilabilirler. Ben bu mukaddes davaya inanmis bir insan sifati ile buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alir, fiseklerini gögsüne dizer, bir eline de bayragini alir, bu sekilde Elmadag'ina çikar, orada tek kursunum kalana kadar vatani savunurum. Kursunlarim bitince de bu aciz vücudumu bayragima sarar, düsman kursunlari ile yaralanir, temiz kanimi, mukaddes bayragima içire içire tek basima can veririm. Ben buna and içtim."Buradaysak hiç süphe etmeyin ki, bu saygin kararliligin sonucudur. Bagimli yasamayi reddedip, bagimsizligi sinesinden çikarmis söz konusu tarihi durus bize milli ve üniter bir devlet hediye etmistir. Türk milleti, Gazi Mustafa Kemal'in ifadesiyle; yeni bir iman ve kat'i bir azm-i milliyle yeni bir devlet kurmus; dayandigi esaslari da tam bagimsizlik ve kayitsiz sartsiz milli egemenlik olarak belirlemistir. Bu yüzden 29 Ekim 1923 kurulus ruhu hiçbir sart ve ortam karsisinda darbelenemez, yikilamaz, buna da hiçbir faninin ömrü yetmez. Kalbinde ve vicdaninda milli ve manevi hazlardan baska zevk ve dünyevi tamah tasimayan her Türk vatandasi bu gerçekleri tasdik edecektir"ifadesini kullandi.BASKANLIK SISTEMININ MILLI BIR BEKLENTININ DOGAL YANSIMASI OLDUGU TEZI BIZE GÖRE GEÇERSIZ, AFAKI VE ABARTILI BIR DEGERLENDIRMEDIR. Türkiye'nin var olma gayesinin tüm maddi makam ve mevkilerin önünde oldugunu kaydeden Bahçeli sunlari söyledi: "Çünkü aldigimiz kutlu sorumluluk, üstlendigimiz mübarek miras bunu gerektirmektedir. Bu itibarla ne yeni bir sisteme ne de yeni bir rejime gerek yoktur. Sonu macera ve mezbelelik olan arayislara ihtiyaç da yoktur. Eger yeni bir sisteme gereklilik varsa, devleti yeniden tanim ve tarif konusuna milletin tamami tam bir fikir ve bilgi ittifakiyla tamam diyorsa, ancak o zaman ne konusulup tartisilacaksa gündeme alinmalidir. Bunun disinda her söz zaman kaybi, her tesebbüs yeni bir çatisma ve cephelesme kaynagi olacaktir. Türkiye'nin önündeki engellere yenilerine eklemek bir defa art niyetliliktir. Simdilerde herkesin agzina pelensek olmus bahse konu tartismalar 93 yil önce kapanmis, millet son hükmünü Ankara'da vermistir. Biz ne yapacaksak, neyi basaracaksak mevcut hukuk ve sistem ölçüleri içerisinde kalarak düsünmeli, bunun yol ve çarelerini aramaliyiz. Baskanlik gelince issizlik bitecek midir?Baskanlik tesis edilince Türkiye bölgesinde ve küresel anlamda yildiz gibi parlayacak, bir kalemde tüm sorunlarindan kurtulacak midir? Baskanlik kabul edildi diyelim, muhataplarimiz bize söyler mi; ne degisecek, hangi mucize, hangi muhtesem basarilar birbiri ardina sökün edecektir? Çok basliliktan sikayet edenler, bugün kaç basin oldugunu, daha dogru bir deyimle hangi baslarin aninda uçuruldugunu samimiyetle itiraf etmelidir. Sistemi insa eden insandir. Devlet; milletin, tarih kulvarinda hukuken teskilatlanmis halidir.Bununla birlikte her sistemin dayandigi sosyal, siyasal, kültürel, tarihsel ve hukuksal bir arka plani vardir. Bunlar tepeden tirnaga degismeden; yani Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerinde yükseldigi ana dinamikler degistirilmeden, geçmisten keskin bir kopus ve ayrilis yasanmadan baskanlik nasil kurulacaktir? Hadi kuruldu sayalim, gelecekte sahsinda toplanan güce baglanarak baska hedeflere yönelmeyecek siyaset ve devlet adamlarinin olmayacagini bugünden kim garanti edebilecektir? Simdi baskanlik ihtiyaçtir diyenler; bir süre sonra baska ihtiyaç ve taleplerle milletin huzuruna çikarsa buna ne diyecegiz, hatta nasil mani olacagiz? Kuvvetler ayriminin sonlanmasiyla sosyal ve siyasal dümenin ne tarafa dönecegi, hangi gelismeleri tetikleyecegi az çok bellidir.Baskanlik sisteminin milli bir beklentinin dogal yansimasi oldugu tezi bize göre geçersiz, afaki ve abartili bir degerlendirmedir. Milletimizin en tabii ve hakli beklentisi refah ve reformdur. Is, as ve yoksulluk sorunlarinin kökten çözümüdür. Aciliyet arz eden toplumsal talep zenginlik ve rahat bir hayattir. Bu milli özlemlerin baskanlik sistemiyle aninda gerçeklesecegini birakiniz söylemeyi, imasi dahi akla, izana ve irfana sigmayacaktir.Türkiye'nin tartismasi ve uzlasmasi lazim gelen temel konusu, kim ya da kimler tarafindan yönetildigi degil, nasil yönetildigi veya yönetilmesi gerektigidir. Bunu basardigimiz ölçüde Türkiye Cumhuriyeti'nin baska devlet ya da milletler nezdinden sözü de, nazi da geçecektir. Aksi halde her gelen iktidar sayisal ve oransal imkanlarina dayanarak yeni bir sistem tartismasiyla mesgul olacak, milleti yoracak ve hirpalayacaktir. Takdir edeceginiz üzere, bu bir patinaj halidir ve gelecegimiz açisindan oldukça mahsurludur. Konjonktürel gelismelerle Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini oynatmaya kalkismak, güçler ayrimini silip tek elde toplamak; tüm benligimle ve tarihe bakarak söylüyorum ki, milletimizi buhrandan buhrana sürükleyecektir. Pusuda bekleyen Türkiye düsmanlari, örneklerine mazimizde çokça rastlandigi üzere, firsat kollamakta, zemin yoklamaktadir. Bölücüler pesinde olduklari uluslararasi destek için ülkeler arasinda mekik dokumaktadir. Iç ve dis politikadaki riskler daha yogunlasmis, daha da yayginlasmistir. Biz Türk milletinin her kararina saygi duyariz.Bunda bir sorun yoktur. Fakat düsünce, tespit ve çekincelerimizi de açik yüreklilikle paylasir, bunun lehinde olacak mücadelelerimizi mutlaka yapariz. Dürüstçe, saga sola meyletmeden, açik açik söylemeliyim ki, bugünlere hiç kolay gelmedik. 93 yillik Cumhuriyet tecrübesinin muteber ve muazzam kazanimlarini kolayca, miras yedi gibi de elden çikaramayiz. Yenilgi yenilgi büyüdük, bozgunlari bozarak, isgalleri iterek, Türklügün hatira ve yeminlerini iffetimiz görerek kardeslikte bulustuk. Bundan da dönmeyecegiz, taviz vermeyecegiz."


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —