Menü Gazete Gürses
Tarih: 01.02.2019 10:25
HEGEL’E GÖRE DOGU’DA KIM HÜRDÜR?

HEGEL’E GÖRE DOGU’DA KIM HÜRDÜR?

Facebook Twitter Linked-in

1770 yilinda Stuttgart'da dogan ve 1831 yilinda Berlin'de koleradan ölen George Ludwing  Hegel Almanlarin önemli filozofudur. Tarih, Hukuk, Mantik, Tabiat, Din, Varlik ve Sanat üzerine eserleri vardir.Tarih Felsefesi Üzerin Dersler adli çalismasinda Hegel,  yukaridaki yazimizin basligina cevap arar.Hegel'in yasadigi yillar 18.nci yüzyilin son çeyregi, 19.ncu yüzyilin ilk çeyregidir.Hegel, Fransa krali Napolyon Bonapart'in  (1792-1814) yillari arasinda bütün Avrupa gibi Prusya'ya (simdiki Almanya) saldirisini ve isgalini gördü ve yasadi. Bu isgal Alman filozoflarinda hürriyet taleplerini artirdi. Hegel de bu filozoflardan birisidir.Hegel, Dogu derken elbette cografi yön degil, medeniyetten bahseder. O, Dogu Medeniyeti derken; Çin, Hint, Pers ve Yahudilik tarihini ve halklarin ruhunu; Bati Medeniyeti derken Roma, Yunan, Hiristiyanlik, Ingiliz, Fransiz Germen tarihini ve halklarin ruhunu anlar.Hürriyet bilinci açisindan her iki medeniyet nasil gelismistir?Ona göre insanligin hürriyet arama yolculugunda;  Dogu medeniyeti tarihin çocukluk çagi; Grek medeniyeti gençlik çagi; Roma medeniyeti yetiskinlik çagi; Germen medeniyeti dünya tarihinin dördüncü dönemi olarak yaslilik çagidir.Dogu medeniyetinde hürriyet vardir, ancak bir kisi hürdür. O da yöneticidir yani hükümdar/monark. Çünkü Dogulular bir tek insani "Hür" olarak tanirlar o da yöneticidir.  Dogunun siyasi hayatinda, yönetimi altindakilerine hiçbir hak ve hürriyet tanimayan sinirsiz yetkileri olan istibdat yönetim yani despotizm egemendir.Hürlük bilinci bazi insanlarin özgürlügünün kabulüyle ortaya çikar. Germen uluslarina gelinceye kadar Yunan ve Roma dâhil insanlarin hür olduklarinin bilincinin kabulüne pek rastlanmaz. Hegel, "Hiristiyanligin etkisiyle Germen medeniyeti evrensel hürlügün bilincine vardi" der.Çin ve Hint halklari arasinda tarihsel bilincin yalnizca ilk piriltilarina rastlanir. Çin ve Hint uygarliginda tabiata bagimlilik vardir. Hint'te bu bagimlilik kast sistemini olusturmustur. Hangi sinifta dogmussan baska diger sinifa geçemezsin. Persler de tarih bilincinde iyi- kötü tez ve antitezinin birlestigi üstün bir biresimi kavrayamamislardir.Yahudilik de tabiat artik bir yaratiktir. Ruh(Geist/Tanri) da yaratici olarak kabul edilmistir. Ancak, Yahudilikte Tanri'nin dogadan ayrilmasi vardir, ama ne Ruh ne de doga tam olarak kavranabilmistir.Hegel'e göre köleligin hüküm sürdügü Grek ve Roma medeniyetleri gibi medeniyetlerde elbette özgürlük herkese degil, bazi kimselere ait olmustur. Hürler ve köleler vardir.Hegel'e göre Tarih ; "Ruh'un kendini bilmeye dogru bir hareketidir."Tarihin amaci nedir?Tarihin amaci; Ruh'un dogadaki tutsakligindan kurtulusudur; böylece Ruh kendi özüyle "Ide" ya da "Akil"  olarak yeniden birlesme çabasidir. Bu çabayla Ruh kendi imkânlarini gerçeklestirme eyleminde hürlügünü ve kendini bilecektir.Hegel, tarihin bu amacini hangi toplum gerçeklestirir?Ona göre Germen ruhu gerçeklestirmistir.Bunu söyle ifade eder:  "Bireyin düsünce ve duygularina dayanan yani öznel ve bireyin kisisel görüsünden bagimsiz olan yani nesnel özgürlügün somutlasmasi, yani dislasmasi olarak devlet, Germen ruhunda tam olarak gerçeklik kazanir. Germen ruhu, Greklerinki gibi öznellik ilkesini kavramisti, ama o Hiristiyan idealinin tasiyicisi oldu; tüm insanlarin hür oldugu ilkesini genellestirdi."Somut ve elle tutulur bu düsünce nasil gerçeklesir. Devlet yoluyla hürriyete kavusulur. Tarihi sürükleyen "siyasi kahramandir."Hürriyet talebi devlet olmadan gerçeklesmez. Devletlesmeden yani nesnel düzen olmadan, hürriyet yalnizca bir kapristir, anarsidir ve bir kargasadir.Devlet ortadan kaldirilmak istense bile, yerine yeni bir devlet kurulmasinin çabasina girisilir.Hegel;  "Her seyi devlete borçluyuz," der.Ancak Hegel, demokrasi ilkelerini yadsiyan bürokratik ve militarist Prusya devletini kutsamistir.  Bu anlayisladir ki, Almanya'ya seyahate gittigimde her an devletin yasalarinin isledigini gördüm. Asla vatandasa güvenilmiyor.Hegel, bizim tarih ve medeniyetimiz hakkinda ne olumlu ne de olumsuz anlamda bir düsünce gündeme getirmemistir.Bizde de köle ticaretinin yasaklanmasiyla bireyin hürriyet talepleri, Tanzimat ve Islahat Fermaniyla farkli dini topluluklarin hürriyet talepleri, I. Mesrutiyetle Padisahin yetkilerinin sinirlandirilmasiyla "Heyet-i Vükela", "Meclis-i Vala" ve "Meclis-i Mebusan" gibi meclislerin hürriyet talepleri,  II. Mesrutiyetle de serbest seçimler yoluyla Meclis-i Mebusan'in güçlenmesi ve Padisahla yetki paylasimiyla toplumun hürriyet talepleri artmistir.Osmanli devletinde kölelik ticareti ilk defa Sultan Abdülmecid'in 1847'de "meclis-i vükelâ"daki bir toplantiya katilarak "üserâ-yi zenciyye ticaretini" yasakladigini bildirmesiyle basladi.  Yaklasik on yil sonra da Osmanli devleti 1856 Paris Antlasmasi ile Avrupa Milletler Cemiyeti'ne girmis ve bu antlasma ile de esir zenci köle ticaretinin kaldirilmasi kararini onaylamisti.Arap asiretlerinin Osmanliya isyanlarinin sebeplerinden birisi de köle ticaretini yasaklamasiydi. Ingilizlerin kiskirtmasiyla "Türkler Islam'a karsilar, dinen caiz olan seyi kaldiramazlar diye isyana tesvik ettiler." Osmanli Hicaz bölgesindeki köle ticaretini bir süre serbest birakti.1922 yilinda Suudi Arabistan Kralligi dünya devletleri arasinda köle ticaretini yasaklayan antlasmaya en son imzayi atan devlet olmustur.Misirli bilgin Hasan Hanefi; "Arap toplumunun hala herhangi bir hürriyet talebi yoktur" der.Muhammet Ikbal'e göre  "Islam toplumlarinda hürriyet talebi olan tek millet Türklerdir."Namik Kemal'le baslayan bireyin hürriyet istegi ve bilinci Türkiye Cumhuriyeti Devleti'yle somutlasmis, hürriyet bir kisiye degil tüm yurttaslara ve tüm insanliga ait oldugu bilincine ulasmistir. "Egemenlik Kayitsiz Sartsiz Milletindir" ilkesi esas kabul edilmistir.Hürriyet herkesin degil de bir kisinin hakki demek yeniden kölelige razi olmaktir. Dogu'ya yüzünü dönmek; hem akla, hem bunca çabaya, hem de insanligin vicdanina güvensizlik demektir…..


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —