Tarih: 01.02.2019 10:25
KALEMSOR
Kalem sözcügünün kökü Sanskritçe'dir. Kamis ya da sazdan yapilmis yazi aleti "kalema"dir. Latincede de "kalamis" olarak kullanilmaktadir. Arapçaya "kalem" olarak geçmistir. Türkçe 'de de yazi aracinin adi kalemdir. Lügatimizde kalem sözcügüyle ilgili çok zengin bir sözcük öbegi olusmustur.Kuran'da 68'nci sure Kalem Suresi'dir. Birinci ayette geçen kalem sözcügünden dolayi sure bu adi almistir. "Nun, Düsün ve kalemle yazdiklarini."Yine 96 sure olan Alak Suresi'nin ilk 4 ayetinde insana kalem kullanma ögretildigi söyle ifade edilir; "Oku yaratan Rabbin adina, insani bir yumurta hücresinden yaratan! Oku, çünkü Rabbin Sonsuz Kerem Sahibidir, Insana kalem kullanmayi ögretti."Kuran'da kalem sözcügü kusaktan kusaga aktarilacak bütün bilgilerin sembolü olarak kullanilmistir. Insan yazi yazma yetenegi olan bir varliktir. Insanin bu yetenegi potansiyel olarak her zaman gelistirilebilir. Yazinin icadi ve kullanilan alfabeler insanlik tarihi kadar eskidir.Insan gerçegi arayan bir varliksa bu gerçegi söz ve fille ortaya koyar. O, söz ve fillerini kalemle yaziya, kalem bulamazsa çiviyle tasa geçirir. Bunun adi da kitap, yazili belge olur.Bizim zaman zaman "çor" anlaminda kullandigimiz Farsça "sor" kelimesi; kin, öfke, aci söz, üzüntü, dert, dedikodu ve kiskirtma anlamlarina geldigi gibi tuzlu olan bir çesit peynire, çökelege, topraga, aci suya ve ayrana da "sor" denir.Imdi, eline kalem alip gerçegi degil de kini, aci sözü, dedikoduyu, fitneyi ve kiskirtmayi yazisiyla örten ve acilastiran insana "kalemsor" denir.Gerçegi örtbas etmek isteyen kalemsorlarin kullandigi yol ve yöntem çesitlidir. Birincisi yalan yanlis sözlerle dolu safsata yolu, ikincisi söz ustasi olarak hitabet yolu, üçüncüsü maksadi gerçegi açiga çikarmak degil, karsidakini küçük düsürmek için münakasa ve mücadele yani eskilerin ifadesiyle cedel yoludur. Ancak Kur'an insanliga kalemsorlarin kullandigi yolu degil, akil, mantik, duyu, vicdan, kalp ve deney yolu olan burhan yolunu önermektedir. «Ey insanlar size Rabbinizden bir burhan geldi» (Nisa 174).Çünkü burhan yoluyla namuslu ve erdemli insan hakikati gizlemeyi ve örtbas etmeyi degil, açiga çikarmayi ister.Onun için insanin gerçek amaci; önyargili, pesin hükümlü ve elestiriye kapali zihin yapisiyla bir ideolojiyi bagnaz biçimde savunan kalemsor mu olmak, yoksa sorgulayan, elestiren ve tek derdi hakki ve hakikati yazan ve çizen kalem ehli mi olmak? Elbette kalem ehli olmaktir.Alman filozofu Martin Heidegger; "sanatin özü edebiyattir, kalemsorlük degil, bizzat edebiyat var olani var olarak ortay koyar," der.Yusuf Has Hacip de "Kutatgu Bilig/Mutluluk Veren Bilgi" adli eserinde ülkenin dirligi ve düzeni kalemsorlarla degil "kalem ehliyle" düzelir demektedir:"Güzel ve iyi memleket, kiliç ile zapt ve kalem ile tanzim edilir; herkes dilek ve arzusuna kavusur."Bir toplumda "silahsorlar" gibi isinde ustalasmis lafebeleri ve laf cambazlari yani "kalem tetikçileri" çoksa "kalem ve ilim ehli" kalemini birakir ve susar. Ya da biraktirilir ve susturulur.Bundan dolayi tarihte birçok bilgin ve bilgeler yazilarini ve eserlerini ya müstear/ takma adla yayinlamislar ya da öldükten sonra eserlerinin yayinlanmasini istemislerdir.Kalemsorlari bas taci ederek hak ve hakikatin gizlenmesine riza gösteren bir toplum, felaketini beklesin. Insanlik tarihi buna sahittir.Simdi yazinin basina giderek sair Dada'nin besligini bir daha yeniden okuyalim.
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —