Tarih: 01.02.2019 10:25
KUTSAL VE KUTSALLIK ÜZERINE
Geçenlerde bir emekli ögretmen dostum kafasina bir takke takan, eline bir tespih alan, ayagina bir salvar takan kendini kutsal ve kutsanmis kabul ediyor. Lütfen kutsal olan nedir, bunun üzerine bir yazi istirham ediyorum dedi. Ben de olur dedim. Yazimizin amaci kutsal olanla kutsal olmayani ayirt etmek olacaktir.04. Mart 2017 tarihinde Kur'an Arastirmalari Merkezi (KURAMER) "Islam Düsünce ve Geleneginde Kutsiyet, Velayet ve Keramet" konulu bir bilgi söleni düzenlemisti. Bu bilgi söleni metinleri ayni merkez tarafindan 2017 tarihinde kitap olarak yayinlandi. Ben de yazima Ilahiyat Fakültesi'nde görevli bilim insanlarinin sunduklari bildirilerden alintilar yapacagim.Kutsal sözü Türkçe sözlükte: Güçlü bir dinî saygi uyandiran veya uyandirmasi gereken, kutsi, mukaddes.Sifat olarak: Tapinilacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut.Felsefede: Tanri'ya adanmis olan, tanrisal olan.Kutsal, kutsallik, kudsi, kutsallastirmak, kutsamak hep ayni kökten gelmektedir."Kur'an'da "kuds" kökünden türeyen on ayet vardir. Iki ayette "el-Kuddüs" ismi Yüce Allah'a izafe edilmistir. "El-Kuddüs" yani "et- tahir" temiz demektir. Cebral, Ruhul Kudüs"tür, çünkü o Allah'tan temiz olani, yani, nefislerimizi temizleyen Kur'an'i, hikmeti ve ilahi feyzi indirmektedir.Kutsallik atfettikleri pek çok seyden dolayi geçmis din mensuplarini elestirten Kur'an ayetleri dikkate alininca ki bu ayetler, (Tevbe 30, Saffat 148-155,158, Zümer 3, Fussilat 37) Islam'in kutsallik mefhumunun merkezinde Yüce Allah'in bulundugu anlasilmaktadir.Yine basta Üzeyir ve Hz.Isa olmak üzere din büyüklerini kutsallastiran Yahudi ve Hiristiyanlari siddetle kinayan Kur'an ayetlerinde:"Yahudiler "Üzeyir Allah'in ogludur" dediler, Hristiyanlar da "Mesîh (Îsâ) Allah'in ogludur" dediler. Bunlar, daha önceki inkârcilarin söylediklerine benzer biçimde agizlarindan çikan sözlerdir. Allah onlari kahretsin! (Gerçeklerden) nasil da yüz çeviriyorlar!""Allah'i birakip da din âlimlerini, rahiplerini, özellikle Meryem oglu Mesîh'i rab edindiler. Oysa tek bir Tanri'ya kulluk etmekle emir olunmuslardi. O'ndan baska Tanri yoktur; O yüceler yücesidir, onlarin yakistirdiklari es ve ortaklardan bütünüyle uzaktir." Tevbe 30-31 ayetlerden hareketle, askin ve insanüstü bir varlik olmayan Tanri Elçilerinin de kutsal kavrami içinde degerlendirilemeyecegi anlasilir. (Prof. Dr. Ismail Hakki Önal, Ankara Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi. "Islam Düsünce ve Geleneginde Kutsiyet, Velayet ve Keramet, s,19-21).Yine "Kur'an'da kutsiyetle irtibatli bir baska kavram "brk" kökünden türeyen ve hayir içermek anlamina gelen "mübarek" tabiridir. Her türlü hayrin kaynagi olmasi bakimindan Allah'in yüce ve mukaddes bir varlik oldugu "tebareke" fiili ile de ifade edilir ki aslinda bu kelime "tekaddese" demektir. Mübarek olmak Hz. Isa'nin, Kur'an'in, Kâbe'nin ve Kadir gecesinin sifati olarak da kullanilir. Hadislerde de kutsiyet Allah'a, isim ve sifatlarina nispet edilmis ve Kur'an'daki kullanimlara benzer sekilde bilgilere yer verilmistir. Ayetlerden verilen bu bilgiler dikkatle incelendigi takdirde yegâne kutsal varligin Allah Teâlâ oldugu anlasilir. Dini metinlerde peygamberler de dâhil olmak üzere Cibril disinda hiçbir bilinçli varlik hakkinda kutsal niteligi kullanilmamistir. (Prof. Dr. Yusuf Sevki Yavuz, Marmara Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi, KURAMER, Islam Düsünce ve Geleneginde Kutsiyet, Velayet ve Keramet, s, 114-115).Ankara Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi Ögretim Üyesi Prof. Dr. Ilhami Güler de bu konuda su görüsleri bildirisinde ileri sürer:"Kutsal olan (Kuddüs) Allah'tir. Geri kalan her sey, örnegin Hac ibadetlerinde ibadet mekâni (Kâbe ve Mescid-i Haram, Safa-Merve-Arafat) ve ibadet menasiki olan Kurban kesme ve Tavaf ve Say, ruhu-secde Tanriligin birer hiyerofanisi (inkarnayonu-temasil) olarak tecessüs etmis kutsalliklar degildir. Mesel, Kissa, mit, Tesbih ve Seair/ (Islâm'a sembol olmus is ve ibadetler) dini hakikati anlatmanin ve ifade etmenin bazi araçlaridir. Kâbe basta olmak üzere menasiklerin/ibadet edilen mekânlarin ve ifasinda kurbanlarin etleri ve kanlari "kutsal" parçalar olarak ulûhiyetle/ilahlikla iliskilenmezler. Kurban kesme eylemi dâhil, namaz, oruç menasikleri daima "takva"yi ifade ederler (Hac suresi, 30-37). Oysa müsriklikte; putlar, Kâbe, Kurbanlik hayvanlar; Hristiyanlikta Hz. Isa, mistisizmde mistik kisi, Sünnilik'te de "Kelam-i Kadim" teorisi ve Kur'an ve Kâbe kutsallastirilmistir (Hiyerofani- Incarnation): Temasil- Evsan- Esam'a/ Putlara, tapilan heykeller yaklasmislardir. Insanlar ( Hz. Isa ve Hz. Muhammed, Siilik'te imamlar, tasavvufta veliler dâhil) mekânlar (Kâbe dâhil) mekânlar ve nesneler (Kur'an dâhil) mahlûktur/yaratilmistir, madde ve cisimdir. Kutsal degildirler; teslimiyet ve amellerinden dolayi saygiya layiktirlar…. Fetullah, Nasrullah, Cündullah, Hizbullah, Rabbaniyyun- Ribbiyyün… gibi nitelemeler, ancak Allah'in kendisinin yapabilecegi izafetlerdir/ nispet etmektir. Abbasiler döneminde bunlara benzer olarak yapilan Mütemidbillah, Muizlidinillah, Adudullah, Zillullah, Kaimbiemrillah… (Er-Riza, min Al-i Muhammed) gibi izafetlerin Ilahi otoriteyi suiistimal oldugu gayet açiktir. Bugün de, Ortadogu'da kendini Allah'a (Hizbullah), Hz. Muhammed'e, Islam'a ve Seriata nispet eden yüzlerce olusum, insanlari "Allah ile aldatmakta" veya ilahi otoriteyi korkunç sekillerde istismar etmektedirler." (Islam Düsünce ve Geleneginde Kutsiyet, Velayet ve Keramet, s, 299-335)"Yahudilerin kitabi Tevrat'ta kutsalliklarindan bahsedilen tanimlamalar söyledir: kutsal gün, kutsal toprak, kutsal toplanti, kutsal konut, kutsal giysi ve giysiler, kutsal bagis, kutsal taç, kutsal sunu, kutsal sunak, kutsal çadir, kutsal mesih yagi, kutsal ayak, kutsal keten mintan, kutsal yiyecek, kutsal yil, kutsal hayvan. Yine kutsal para, kutsal masa, kutsal su, kutsal but, kutsal buhurdanlik, kutsal yag, kutsal ordugâh, kutsal konut, kutsal Yasa, kutsal çadir, kutsal iç oda, kutsal tapinak, kutsal armagan. Bunlara ilave olarak, kutsal ulus, kutsal halk, kutsal kitap, kutsal kisiler, kutsal irmaklar, kutsal topraklar. (Prof. Dr. Ömer Faruk Harman, Islam Düsünce ve Geleneginde Kutsiyet, Velayet ve Keramet, s, 93-111).Yahudi kutsal anlayisi Islam toplumlarini derinden etkilemistir. Senin kutsalin varsa bizim niye olmasin yarisina gidildigini düsünüyoruz. Yine Anadolu'da hac ibadetine gidip gelenlere haci denmesi Anadolu Hristiyanliginin etkisidir. Çocuklara çok Haci adi verilmesi de bundandir. Bizler Haci Hz. Muhammed, Haci Hz. Ebu Bekir demiyoruz. Ama ülkemizde hemen her sakalliya Haci, ya da kadinlara Haci Anne denmektedir.Yine kutsallik adi altinda Arap örf ve geleneginden gelen anlayis da bizi derinden etkiledi. "Cahiliye Araplarinin dini inançlari ve kutsallari söyleydi: Her kabilenin bir totemi vardi. Çogunlukla da totemleri bir hayvandi. Arap kabilelerinin çogunun adi hayvan, bir kismi da bitki adidir. Beni Esed kabilesinin adi aslan demektir.Araplar arasinda kâhinlik yaygindir. Animizm inancindan dolayi iyi ve kötü ruhlar çölü doldurmustur. Parlak taslari kutsal addetmeden dolayi fetisizm yaygindir. Kâbe'yi ve taslarini kutsal addettikleri için taslara tapinmanin kaynagi bu anlayistir. Putperestligin temeli buralarda aranmalidir. Ebu Reca diyor ki: "Biz Islam'dan önce taslara secde ederdik." Tarihçi Ibnu'l –Esir'de söyle anlatilir: " Bu adam daha güzelini buluncaya kadar bir tasa tapardi. Daha güzelini bulunca eskisini birakir, begendigi bu yeni tasa tapardi." Kureys kabilesinin putlari Hubel, Isaf ve Naile idi. Put evlerinin adi taguttu. Bu kabileler kendi kutsal mekânlarinda tavaf ederlerdi. Bes yüz kadar tagut vardi. (Semsettin Günaltay, Islam Öncesi Araplar ve Dinleri).Ibn Haldun Mukaddime adli eserinde: Arap kabilelerinin karakterini söyle tasvir eder:"Onlar yasadiklari vahset devri tabiatinin sevkiyle yagmaci ve bozguncu olup, tehlikeye atilip yenilgiye düsmeden ellerine geçirebildiklerini yagma ederler ve korunmak için sarp daglara kaçarlar. –Deniz kenari dururken Suudi Arabistan Kralliginin, Riyad'i çölün ortasinda baskent yapmalari bu anlayisin tezahürüdür- Araplarin istila ettikleri yerler süratle harap olur. Çünkü onlar vahsi bir millettir. Binalarini yakar ve tencerelerinin altina koymak üzere binalarinin taslarini söker götürürler. Insanlarin mallarini almada bir sinir yoktur. Onlar kanun ve hükümlere aldiris etmez, baskalarinin onlari bozgunculuktan menedip korkutmasina aldiris etmez, kulak asmazlardi. Onlar yagma( çapul, soygun ) veyahut ödünç yolu ile baskalarinin mallarini ele geçirmekten baska bir sey düsünmezler. Baskanlik için birbiriyle çekisirlerdi. Araplar riyasette (baskanlikta) birbirini çekememezlik, benlik ve ar sebebiyle birbirlerine itaatleri en zor olan bir millettir. Onlarin arzu ve emelleri nadiren birbirine uyar. Araplar sehir kurarken, ziraata elverisli, havasi, suyu, otlagi uygun olmayan yerleri seçtikleri için bu sehirler hizlica harap olurdu.Araplar sanattan en uzak bir millettir. Onlar ilim ve irfandan da tamamen yoksundurlar. Araplar sanayiden uzaktir. Ilmi muhafaza eden ve gelistiren Arap olmayan toplumlardir." (Ibn Haldun, Mukaddime)Yine : "Arap maddidir. O esyaya maddi ve asagi bir gözle bakar. Ona ancak elde edecegi menfaat bakimindan fiyat biçer, tamah onun duygularini kaplar, hayal ve sefkat duygularina kiymet vermez, çogunlukla da dine meyletmez, esyaya ameli faydasina göre deger verir. Kendini begenme duygusu onu sarmistir. O, her çesit kuvvet ve hâkimiyete karsi isyan eder. Kabilenin büyügü ve savaslarda komutan olan zat, kabilenin baskanligina seçildigi günden baslayarak onda kiskançlik, darginlik ve hiyanet duygularinin belirtmesini bekler. Bundan önce yakin dostu olsa dahi ondan emin olmaz. Iyilik yaptigi kimsenin kötülügüne ugrasir. Çünkü iyilikte bulunmak, iyilik edenin onda kendisine boyun egdigi duygusunu dogurur, bunu onun zaafindan görür. Iyilikte bulunanin, kendisine iyilik etmege mecbur oldugunu sanir.""Cahiliye Araplari asabidir. Çabuk darilir, küçük bir seyden heyecanlanir… Heyecanlandiginda çarçabuk kilicini eline alir ve onu hâkim kilar. Bundan dolayi onlari savaslar mahvetmistir… Hz Ömer zamani, onlarin altin çagidir. Çünkü Hz. Ömer'in onlara, memleketleri disinda savas ettirmesi memleket içinde savas yapmalarina mani olmustur. Çünkü o, Arap ruhunu ve durumunu derin bir surette biliyordu. Araplar gerçekten zekidir." (Zeki olmasalardi 1250 yilinda kurulan Memluk Devleti idaresinden 1516 yilina kadar 250 yil, o tarihten de Osmanli Imparatorlugu idaresinde 1918'e kadar kilici elimiz verip askere bile gitmeden yaklasik 500 yil alinlari bile terlemeden, vergi vermeden, aralarindaki çapulu azaltarak ve kan davalarina zaman zaman ara vererek, Sürre Alay'lariyla yüz yillarca Anadolu'dan getirilen maddi hediyelerle rahat yasadilar. Bir de Ingilizlerle beraber olarak kendi devletleri olan Osmanli Devletini yikarak dahasi bizi sömürgeci diye suçladilar)."Ârâbîler küfürce ve nifakça daha siddetlidirler, bununla beraber Allah'in Resulüne indirdigi ahkâmin hududunu bilmemiye daha lâyiktirlar, Allah alîmdir, hakîmdi.""Arabilerden kimi de var ki, verdigini angarya sayar ve sizin üzerinize belalar gelmesini bekler. O çirkin belalar kendi baslarina olsun! Allah her seyi isitendir, bilendir." (Tevbe-97-98, Elmalili Hamdi Yazir)."Göçebe Araplardan çogunun Islam dininin hükümlerini bilmeleri sathidir. Onlar devamli bir surette sarap içerler ve kabilelerinin cahiliye çagindaki örf ve adetlerine göre is görürlerdi. Bayraklarini çekerek cahiliyet çaginda oldugu gibi Islamiyet devrinde de kendine düsman olan kabilelerin üzerine yürürlerdi. Hakiki Islamiyet ve dogru olan Islam mefkûresi sehirlerde daha ziyade göze çarpardi.Gerçek su ki, Araplar her ne kadar politik, sosyal düzen, felsefe ilim ve diger hususlarda –diger millet ve uygarliklar karsisinda – yenildi iseler de iki büyük seyde zafer kazandilar. Bunlardan biri dil, öteki dindir. Arap dili –Selçuklu ve Osmanli medreseleri dâhil- bütün memleketlere hâkim oldu. Onlarin ana dilleri Arap dili önünde yenildi. Arap dili politika ve ilim dili oldu. Din de böyledir (Misirli bilgin Ahmet Emin, Fecrü'l Islam, 1924)."Sonuç olarak Kur'an'a göre kutsal olan sadece "evrenin yaraticisi Yüce Allah'tir." Yukarida sözü edilen birçok unsur saygiya deger oldugu halde "kutsal olarak" degerlendirilmemektedir. Aksine cahiliye Araplarinin kutsal saydigi totem, tabu ve yasantilari, Yahudilerin ve Hristiyanlarin kutsallik anlayislarini Kur'an reddetmektedir. Toplumumuz arasinda yaygin olarak benimsetilen yanlis "kutsal ve kutsallik" anlayisi dogru bir inancin benimsenmesi noktasinda son derece zararlidir. Ve dogruya ulasmada da engeldir. Bu zararli düsüncelerin tuzagina düsmemek için basta Kur'an olmak üzere birinci el kaynaklara gitmek gerektigini düsünüyorum. Yazimiz biraz dikkatle incelenirse bu konuya örnek olarak nitelendirilebilir.
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —