Tarih: 01.02.2019 10:25
TÜRKIYE TEVHID-I TEDRISAT’TAN VAZGEÇMEMELIDIR
Tevhid, lügatte bir kilma, birlestirme, birlestirilme, birlik anlamlarina gelmektedir. Tedris kelimesi ise; ders verme, ögretme, ögretim anlamlarina gelir.Tevhid-i Tedrisat: Ögretim Birligi demektir.2 Mart 1924 tarihinde TBMM'de Saruhan Mebusu Vasif Bey ve arkadaslarinca bir önerge verilmisti. Söz konusu önerge söyledir:" Yüksek Baskanliga,Bir devletin milli egitim ve kültür politikasinda, milletin duygu ve düsünce bakimindan birligini saglamak için ögretim birligi en dogru, en bilimsel ve çagdas ve her yerde yararlari görülmüs bir ilkedir. 1255/1839 Gülhane Hatti Hümayundan sonra açilan Tanzimat Döneminde, yikilmis Osmanli Saltanati 'da ögretim birligine baslamak istemisse de basarili olamamis aksine bu konuda ikilik bile meydana gelmistir.Bu ikilik egitim ve ögretim birligi bakimindan birçok zararli sonuçlar dogurdu. Bir milletin bireyleri ancak bir egitim görebilir. Iki türlü egitim, bir ülkede iki türlü insan yetistirir. Bu ise, duygu ve düsüncede dayanisma amaçlarini tamamen yok eder.Kanun teklifimizin kabulü durumunda Türkiye Cumhuriyeti'nde bütün bilim (irfan) kurumlarinin bagli olacagi tek makam Milli Egitim Bakanligi olacaktir. Böylece, bütün okullarda bundan böyle Cumhuriyetin irfan politikasindan sorumlu ve egitimimizi duygu ve düsünce birligi çerçevesinde ilerlemekte görevli olan Milli Egitim Bakanligi, olumlu ve birlesik bir egitim politikasi uygulayacaktir. Önerimizin bugün hemen ve ivedilikle görüsülerek yasalastirilmasini yüce heyetten rica ederiz."( Resat Genç, Türkiye'yi laiklestiren Yasalar).Sunulan önerge ertesi gün yani 3 Mart 1924 tarihinde TBMM'de kabul edilerek 6/3/1340/1924 tarihinde "Tevhidi Tedrisat Kanunu" adiyla yürürlüge girdi."Tevhid-i Tedrisat"a neden ihtiyaç duyulmustu, buna gerekçe neydi: "Bu ikilik egitim ve ögretim birligi bakimindan birçok zararli sonuçlar dogurdu. Bir milletin bireyleri ancak bir egitim görebilir. Iki türlü egitim, bir ülkede iki türlü insan yetistirir. Bu ise, duygu ve düsüncede dayanisma amaçlarini tamamen yok eder. Millet ancak egitimle birligi, dirligi ve ortak yasama bilincini saglar."Osmanlida çok basli bir egitim görülmekteydi. Medrese egitimi, mektep egitimi ve Gayri Müslim vatandaslarin ve Yabanci okullarda verilen egitim. Osmanlinin son döneminde ülkede yabanci uyruklarin toplam 920 okullari vardi ve Osmanli Devleti bu okullarda ayrilikçi fikirler asilanarak yiktirildi.Simdi de Pakistan, Iran ve Misir gibi üç Islam toplumunun olusturdugu devletlerin egitim sistemine yakindan bakalim. Bakalim ki; ülkemizde egitim adina ne yapilmak istenmektedir, ülke nerelere savrulmak istenmektedir görelim.PAKISTANBugün 204 milyonluk nüfusuyla dünyanin altinci kalabalik ülkesi Pakistan Devleti "egitimde birligi" saglayamadigi için asiri sorunlarla karsi karsiyadir. Kisi basina düsün milli geliri 1500 Amerikan dolaridir. Ülkede toplam 21 üniversiteyle birlikte 740 yüksekögretim kurumu olmasina karsin, her mezhep ve her tarikata ait olmak üzere tam 6761 medrese vardir. Bu medreselerde 600.000'den fazla ögrencinin ögrenim gördügü tahmin edilmektedir. Medrese mezunlari devletin açtigi imtihanlarda basarili olduklari takdirde lisans diplomasi almaktadir. Ancak Lahor Yüksek Mahkemesi'nin ve Yargitay'in 2005 yilinda medrese mezunlarinin lise diplomasinin denkligini kabul etmemesi ciddi bir sikinti dogurmustur. Amerika Birlesik Devletleri Taliban'i ve Pakistan medreselerini öncelikli olarak Suudi Arabistan'la beraber Ruslara karsi desteklemis, 11 Eylül olayindan ve Londra'daki 7 Temmuz 2005 patlamalarinin ardindan medreseler üzerinde baski uygulanmaya baslamislardir. Çünkü Islami militanlarin kaynagi bu medreseleri görmektedirler.Pakistan'da medreseler devletinin iç huzurunu, birligini ve dirligini degil aralarindaki fikir ayriliklari nedeniyle iç kargasa ve çekismelere neden olmaktadirlar. Yine medreselerin iç çekismeleri üniversitelere de yansimaktadir. Ülkemizde oldugu gibi burada da medreseliler üniversiteliyi begenmemekte, ilmin gerçek sahibi kendileri oldugunu iddia etmektedirler. Bu medreselerden mezun olan gençler is bulamadiklari için de cihatçi gruplara parali militan olmaktadirlar. Taliban hareketi bir medreseli hareketidir. Eli kalemli degil, eli silahli bir harekettir. Hem Bati özellikle de Amerika Birlesik Devletleri hem de komsu devletler Iran ve Suudi Arabistan bu medreseleri maddi bakimdan destekleyerek paralar bu devletlerden silahlar emperyalist ülkelerden gelmektedir. Silahlar kendi yurttaslarina dogrultulmaktadir. Sürekli ayrilikçi gruplar olusturularak düsmanliklar körüklenmektedir. Pakistan'da çift basli bir egitim yaninda çok basli bir Islam anlayisi da sürüp gitmektedir.IRANBugün kisi basina milli geliri 4500 Amerikan dolar olan Iran 82 milyon nüfusa sahip. Iran nüfusunun; %4l'ini Farslar, %34'ünü Türkler, %8'i Mazandaraniler ve Gilakiler, %7'sini Kürtler, %3'ü Araplar, %2'sini Türkmenler, %2'sini Beluciler, diger %2'sini Lurlar, geri kalan nüfusun %1 i de basta Ermeniler ve Kazaklar olmak üzere diger etnik kesimler olusturur.Iran nüfusunun dini yapisinin %90'ni Sii Müslümanlar, %'8'i Sünni Müslümanlar, kalan %2'si ise diger dinlere mensup insanlar (Bahailer, Sahiller, Hindular, Yezidiler, Ahli-Hak, Zerdüstler, Yahudiler ve Hiristiyanlar) olusturmaktadir. Iran'da diger önemli dini azinliklar arasinda özellikle Ortodoks Ermeniler (Isfahan), Zerdüstler ( Yezd) ve Bahailer öne çikmaktadir. Ülkede az miktarda Hindu, Keldani ve Sabiilik inancina bagli topluluklar bulunmaktadir.Bu arada egitimin her kademesinde Siî-Islâm inançlari ve ibadetlerle velâyet-i fakih anlayisi güçlü bir sekilde islenmektedir. Diger taraftan ülke çapindaki camilere Kum'daki ilim havzalarindan mezun olan ögrenciler tayin edilmekte, camilerin bakimi resmî statüye yakin evkaf kurumu tarafindan saglanmaktadir.Bugün Iran'da 343 yüksekögretim kurumunda egitim yapilmaktadir. 1980'den sonra Humeyni bir yandan kitlesel egitimi devam ettirirken bir yandan da Sii teolojisine dayanan geleneksel mektep ve ilahiyat fakültelerini ve dinî egitim merkezlerini güçlendirerek rejimin güvenligi ve devamliligi için önemli bir insan kaynagini kendi etrafinda toplamayi basarmistir. Ancak bununla birlikte Iran'da geleneksel egitimle modern egitim arasindaki çatisma, toplumsal anlamda hissedilmeye devam etmektedir. Üniversiteli özellikle de kiz ögrenciler geleneksel egitime karsi etkin rol almaktadirlar. Çünkü üniversite ögrencilerinin %60 kiz ögrenciler olusturmaktadir. 34 üniversite kiz ögrencilere kapisini kapatmis durumdadir. Bu ayricaliklar içerisinde Iran da egitimde birligi saglayamamistir.MISIRMisir yaklasik 98 milyon nüfusa sahip. Bu nüfusun %90 Müslüman %10 Kipti Hristiyan. Kisi basina milli geliri 2500 Amerikan dolari. Misir'da egitim çok basli sürdürülmektedir. Ülkede egitimle ilgilenen iki bakanlik vardir: Millî Egitim Bakanligi üniversite öncesi egitimini planlar, düzenler ve isletirken Yüksekögretim Bakanligi da üniversiteleri ve yüksekögretim kurumlarini denetlemektedir. Ülkede en eski üniversite 988 yilinda kurulan el- Ezher Medresesi'dir (Üniversitesi'dir). Ülkede bu üniversiteyle beraber toplam resmi 23 devlet üniversite var. 2000'lerin basindan sonra Amerika, Kanada, Fransiz, Ingiliz ve Alman üniversiteleri açilarak 22 adet özel üniversite vardir. Özel ve resmi toplam 45 üniversite yer almaktadir.Özel üniversiteler yerli ve genellikle Ingiliz, Amerikan, Japon ve Rus yabanci ortaklarla kurulup yönetilmektedir. Ülke genelinde 18 yüksek enstitü ve 81 yüksek egitim veren kolej ve yüksekögretim enstitüsü bulunmaktadir. Bu enstitüler ve kolejler genellikle yerli ve yabanci STK'lar tarafindan yönetilmektedir. Ülkede toplam 173 yüksekögretim kurumu vardir.Ülkede, yetiskin nüfusun %29,23'ü okuma yazma bilmemektedir. Okuryazar olan erkeklerin orani %82,2 iken, kadinlarin orani %65,4'tür. Misir'da da anaokullari, ilk ve ortaögretim okullari, lise ve yüksekögretim seviyesindeki okullar ülkedeki egitim kademelerini olusturmaktadir. Bütün bu kurumlar Misir Egitim Bakanligi'nin belirledigi hiyerarsi ve müfredati uygulamaktadir.Bunun disinda ikinci bir egitim sistemi daha vardir ki; el-Ezher egitim sistemidir. 2012 yilinda el- Ezher Egitim sistemine özerk bir statü verilmistir. Ilkögretim, ortaögretim, lise ve üniversiteden olusan bu sistem ülkedeki ögrencilerin, okullarin ve ögretmenlerin %10-15'ini kapsamaktadir. El-Ezher sistemi Misir'da dinî ilimlere yogunlasmakla birlikte fen bilimleri ve sosyal bilimlere de önem vermektedir. "Ezher sistemi, Misir'da resmî devlet sisteminden ayri olarak yürütülen bir sistemdir ve hem etki hem de yayginlik itibariyla ülkedeki egitim çalismalarinda önemli bir yer tutmaktadir."Müslüman Kardesler Cemaati'nin okullari da egitim vermektedir.Ülkede ayrica üçüncü bir egitim kurumlari vardir ki; yönetimleri ve isleyisleri anlasmalarla belirlenmis ilkokuldan üniversite dâhil Kipti Hristiyanlarin okullari ve yabanci okullar.Misir, egitimde birligi saglayamadigi ve kirk yamali bir bohça gibi çok basli olmasindan dolayi sancili bir ülkedir.SONUÇ: Mustafa Kemal Atatürk'ün 27 Agustos 1925 günü Inebolu'da yaptigi bir konusmasinda Tevhid-i Tedrisat'in önemine isaret etmisti:"Ey büyük millet! Dünya medeniyet ailesinde saygin bir yer sahibi olmaya layik Türk milleti, evlatlarina verecegi egitim, okul ve medrese adinda birbirinden büsbütün baska iki çesit kuruma bölüstürmege halen katlanabilir miydi? Egitim ve ögretimi birlestirmedikçe ayni fikirde, ayni zihniyette fertlerden olusmus bir millet yapmaya imkân aramak, bos isle ugrasmak olmaz miydi?"Islam Ülkeleri içerisinde egitimde "Tevhid-i Tedrisat"i basarmis tek ülke Türkiye'dir.Ülkeyi bekleyen en büyük tehlike; yabanci okullar, illegal medreseler, tarikat okullari ve denetlenemeyen egitim kurslaridir. Yabanci okullar resmidir ancak denetlenmesinde Osmanli'nin düstügü hataya düsülmemeli, siki denetlenmelidir. Ülkemizde "Tevhid-i Tedrisat"i delerek hizlica Pakistan'in, Iran'in ve Misir'in içerisinden çikamadigi, çikmayi basaramadigi egitimde çok basliliga gerisin geri götürülmek amaçlanmaktadir. 1924 yilindan bu tarafa tam doksan alti yil geçti. Osmanli yabanci okullarla yiktirildi. Türkiye Cumhuriyeti de cemaat okullari adi altinda olusturulan devasa yapiyla büyük bir felaketi atlatti. Bundan ülke en basta da genç nesiller büyük zarar gördü. Eger bundan ders çikarmaz yine ayni delikten bir daha isirilirsak bu en büyük aptallik ve ihanet olur. Bunca emek ve çaba sellere-sulara mi verilecek! Kaç sefer hata yapacagiz!Türkiye asla üniter devlet yapisindan ve tevhid-i tedrisattan vazgeçemez, geçmemelidir. Eger geçerse bu onun ölümü demektir.
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —