TASKESENLIOGLU: VICTORYA ABLA BABAMA “SEYHIM” DERDI

TASKESENLIOGLU: VICTORYA ABLA BABAMA “SEYHIM” DERDI

1.06.2016 10:25:22 0
TASKESENLIOGLU: VICTORYA ABLA BABAMA “SEYHIM” DERDI
Sehir ve Kültür Arastirmalari Dernegi’nin(SEHIRDER) Ramazan Söylesileri devam ediyor. Sehrin belediye baskanlari ve milletvekillerinin konuk alindigi programin bu seferki konugu AK Parti Erzurum Milletvekili Zehra Taskesenlioglu oldu.SEHIRDER Baskani Murat Ertas, sehri temsil eden vekil ve yöneticilerimizin dünyasindaki Erzurum’u ortaya çikarmak amaciyla yaptiklari söylesilerde siyaset disi konulari ele aldiklarini ifade etti. Daha sonra milletvekili Zehra Taskesenlioglu, program koordinatörü Zeynep Polat’in hayat ve hatirat isiginda Ramazan, Erzurum, sehir ve kültür konulu sorularini cevapladi. Milletvekili Taskesenlioglu’nun, hayatindan çok önemli anekdotlari paylastigi söylesi sahura kadar devam etti. Programin sonunda günün anisina SEHIRDER Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Polat, milletvekili Zehra Taskesenlioglu’na plaket verdi. Zehra Taskesenlioglu’nun sorulara verdigi cevaplar üzerinden derledigimiz hatira ve düsünceleri söyle: ERZURUM’DA RAMAZAN VE ÇOCUK Erzurumlu, Ramazan ayini aziz bir misafiri bekleme heyecani ile bekler. Üç aylarin baslangicindan itibaren gönüller ve evler Ramazan hazirligina baslar. Ramazan gözyaslariyla ugurlanir. Bir dahaki Ramazan’a kavusma dualariyla bayram edilir, sükredilir, hamdedilir. Tabii evvela gönüllerin oruç tutmasi gerekir. Ramazan ve orucun besledigi manevi iklim dünden bugüne Erzurum’da degismeyen bir yasama biçimidir. Erzurum iftardan evveli ve sonrasi cadde ve sokagiyla Ramazan’da med-cezir yasar adeta… Bizim ailede ilk orucunu tutan çocuga özel iftar hazirlanirdi. Çocuk böylelikle kendisini özel hisseder, oruca muhabbeti artardi. Çocuklar aileye ve büyüklere karismak için çok küçük yasta oruç tutar, teravihlere gider. Oruçla ruhen büyüdügünü hissederdi çocuklar. Çocuklarin ilk ibadetlerinde inanç bilincinden ziyade anne ve babayla aynilesme duygusu vardir. Evlerde su ve buzdolabi olmasina ragmen Ramazanlarda iftar sofralarina çesmelerden su tasimak ciddi bir gelenekti. Daglarin ve topragin koynundan gelip çesmelerden berrak akan buz gibi su, halkin nazarinda daha azizdi, adeta zemzem gibi bir seydi. Simdi düsünüyordum da, galiba Ramazan sevincini ve büyüme, yücelme psikolojisini Ramazan’in ilk günlerinde rastladigimiz arkadaslara “Oruç musun, horoz musun?” sorusuyla pekistirmeye çalisirdik. Oruç tutmayanlar bunu saklardi. Asikâr yemenin saygisizlik oldugunu bilirlerdi. Iftara davet edilenlerden bir mazeretle gelemeyen kisiye bir tabak yemek gönderilirdi. Sofranin ve evin bereketinin arttigi düsünülürdü. Evimize iftar davetine icap edenlere babam kendi elleriyle Arapça metinler hazirlar, hediye ederdi. 11 yasina kadar Erzurum’un kadim mahallerinde yasadim, ardindan Istanbul… 13-14 yaslarina kadar sokakta doyasiya oyunlar oynama sansi buldum. Oyunlarla hazirlandik hayata biz. Yasayarak ögrendik; paylasmayi, kaybetmeyi, ötekini kabul etmeyi… Büyükleri ve örnek modelleri taklit eden oyunlarimiz vardi, en çok bunlari oynardik: Ögretmencilik, evcilik… Çok hareketli ve afacan bir çocuktum. Tabii çocukken camilerde teravihlerde muzipliklerimiz eksik olmazdi. Hele Ramazanlarda gece yarilarina kadar sokaklardaydik… Sosyallesme sikintimiz yoktu. Bu oyunlarin bize yasattigi aci tatli duygular bizi hayata hazirliyordu, güçlü kisilikler kazanmamizi sagliyordu. VICTORYA ABLA, BABAMA “SEYHIM” DERDI Ramazan’da en çok karsimiza çikan kavram “hosgörü”… Ramazan’da maalesef oruç tutmayanlara hosgörü gösterilmesi islenir oldu. Tersinden bir hosgörü pek konusulmuyor. Eskiden camilerde mahyalarda “Oruçluya Saygi” ifadeleri vardi. Oruç bir dini vecibedir, ibadettir, keyfi degildir, Müslümanlar için Allah’in emridir. O halde inanca saygi duymak gerekir. Eskiden “hosgörü” problemi yoktu. Gayr-i Müslim komsular Müslüman komsularina saygidan uluorta bir seyler yemez, çocuklarina bile yedirmezdi. Aslinda dine ve inançlara saygiyi kaybediyoruz, farkinda degiliz. Bizim Istanbul’da Ermeni komsumuz vardi: Victorya Abla. Babama “seyhim” derdi, babamin yanina geldiginde uzun etek giyer, basini örterdi. Bu ne güzel bir incelikti, hosgörüydü. Babamda ona “Haciabla” derdi. Paskalyalarinda bize çörek ve boyali yumurta getirirdi Victorya Abla. Kabul etmezlik yapmazdik asla… Gönlü hos olurdu. Karsilikli hosgörülü olacagiz. Inançlarimiza saygi beklerken karsimizdakinin inancina da saygi gösterecegiz. Ancak öyle idrak ederiz “Kâfirun” suresinin anlamini… ABD’DE ISLAMOFOBIYI BIZZAT YASADIM 28 Subat sürecinden hemen sonra yüksek ögrenimim için ABD’ye gittim. Ingilizcemin gelismesi için hem gönüllü çalisiyor hem okuyordum. 11 Eylül Saldirilari olduktan sonra basörtülü olmam nedeniyle bana bakislar degisti. Bir gün Teksas eyaletinin Houston sehrinde isiklarda karsidan karsiya geçecegim. Kirmizi isikta araciyla duran bir hanimefendi beni görünce aracinin kapilarini içerden kilitledi. Oldukça üzüldüm. Yanimdaki ABD’li arkadasim beni teselli etti. 11 Eylül olaylarindan sonra 3 dinin temsilcilerinin de katildigi bir yemek verdik. Yaklasik 100 davetli vardi. Yemekte “Meryem” suresini okuttuk. Onlar için Hz. Meryem çok önemli. “Rum” suresini beraber anlamaya çalisirdik. New Orleans’ta doktora yaptim. O dönemde Somalilerin yaptigi bir camiye bagis yapmistim. Sirf bu nedenle güvenlik sorusturmasina takildim ve bir müddet ögrenim bursum kesildi. Her seye ragmen Müslüman Ögrenciler Birligi olarak birçok etkinlik yaptik. ABD’lilerin yaptigi “Hac” filmini gösterirdik toplantilarimizda, bilhassa zenciler çok etkilenirdi. Daha sonraki yillarda Tanzanya’da yetimhanelerdeki çocuklara yardimlar yaptik. Milletvekili olmasaydim hem ticaretle ugrasir hem Afrika’da magdur ve mazlum milletlere destek olmaya devam etek isterdim. ERDOGAN’A DESTEK OLDUK DIYE HAPSE GIRDIK, DARP EDILDIK Ilk gençlik yillarimdan itibaren siyasetin içerisindeydim. Istanbul’da Refah Partisi, Fazilet Partisi gençlik kollari, kadin kollarinin her kademesinde çalistim. Istanbul kadin kollari il baskanligini yaptim. 5 dönem bu görevlerde bulundum. Bir noktadan sonra sartlar sizi zaten milletvekilligine sürüklüyor. 28 Subat sürecinin en agir oldugu yillarda (1999) okudugu siir yüzünden Pinarhisar’da cezaevine girdi. Biz de liderimize destek olmak üzere 5 bin kadinla birlikte Saraçhane Meydani’nda ayni siiri okuduk. Elebasi olarak gözaltina alindim. Iskence edildi, darp edildim. Saçimin topuzundan tutup kafami önümdeki masaya birkaç defa vurdular ve ön dislerim kirildi, joplandik. Onlarca organizasyon yaptik simdi Cumhurbaskanimiz olan Sayin Erdogan hapse atilmasin diye…
Salı Güneşli -6.8 ° / -20.5 °
Çarşamba Güneşli -5.2 ° / -18.4 °
Perşembe false -4.8 ° / -17.8 °