Kadir CİNİSLİ ...


ASIM’IN NESLİ OLMAYI HAK EDİYOR MUYUZ?

ASIM’IN NESLİ OLMAYI HAK EDİYOR MUYUZ?


İstiklal marşının kabulünün yıldönümü münasebetiyle merhum Akif’i anmak…

****

Âkif, altmış üç yıllık ömrüne üç ayrı devri sığdırmış bir şahsiyettir.

Meşrutiyet’i görmüş, İttihat ve Terakki yıllarını yaşamış, ardından Cumhuriyet’e şahitlik etmiştir.

Ama onu yalnızca yaşadığı devirlerle anlatmak mümkün değildir.

O, sadece bir şair değildir.

Bir münevverdir.

Bir mütefekkirdir.

Her şeyden önce milletinin derdiyle dertlenmiş bir vicdandır.

****

Âkif, gül devrinin bülbülü değildir.

O, yangın yerinde öten bir vicdanın sesidir.

Memleketin dört bir yanı işgal altındayken, milletin ümitleri kırılmışken, o kalemini bir mızrak gibi kuşanmış; şiirini milletin ruhuna üfleyen bir nefes hâline getirmiştir.

Onun dilinde sürekli aynı kelimeler yankılanır:

Allah… Peygamber… Vatan… Millet…

Bu kelimeler, onun hayatının istikameti olmuştur.

Yaratanın emrine uymaya gayret etmiş, O’nun rızasını hayatının mihveri kılmıştır.

Peygamberine gönülden bağlanmış, onun ahlâkını ve yaşayışını kendine rehber edinmiştir.

****

Âkif, bastığı yerleri “toprak” diyerek geçmemiştir.

O, o toprağın altında kefensiz yatanları düşünmüştür.

Vatan için canını toprağa emanet eden yiğitleri…

Onları düşünürken gözlerinde Bedir’in aslanları canlanmış gibidir.

Ve o büyük seslenişi yükselmiştir:

“İsteme benden makber, sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.”

Bu söz, yalnızca bir mısra değildir; bir milletin şehadet şuurunun ifadesidir.

****

Âkif’in bütün himmeti millet olmuştur.

Milletin ne demek olduğunu bilmiş, unutanlara da hatırlatmıştır:

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz;

Gelmişiz dünyaya millet nedir öğretmişiz.”

O, millete seslenirken korkunun karşısına imanı koymuştur.

“Korkma!” demiştir.

Bu söz, yalnızca bir şiirin başlangıcı değil; bir milletin yeniden diriliş çağrısıdır.

Millete kahramanlığını hatırlatmıştır.

Toprağını, bayrağını, istiklâlini korumasını öğütlemiştir.

****

Hayatı boyunca aynı şeyi yapmıştır Âkif:

İkaz etmiştir.

Uyandırmaya çalışmıştır.

Ümit vermiştir.

Ümitsizliğe karşı mücadele etmiştir.

Cehalete karşı kalemini kuşanmıştır.

Tembelliğe karşı çalışmayı telkin etmiştir.

Milleti ilme, irfana ve gayrete çağırmıştır.

Gerçek bir münevverin yapması gereken ne varsa, onu yapmıştır.

****

Ah büyük insan…

Ah büyük şair…

Her ne söyledinse doğru söyledin.

Ama keşke bugünleri de görebilseydin.

Başını kaldırıp bugünün manzarasına bir bakabilseydin…

Bu topraklarda kol gezen ihanetleri, vicdansızlıkları, gafletleri seyredebilseydin…

Ne derdin acaba?

****

Haberin var mı Koca Âkif?

“Irkıma yok izmihlal” dediğin için seni ırkçılıkla suçlayanlar çıktı.

İstiklâl Marşı okunurken ayağa kalkmayı bile fazla görenler türedi.

Sen bir zamanlar millete şöyle sesleniyordun:

“Artık ey milleti merhume sabah oldu uyan!

Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?”

Aradan onca yıl geçti.

Ama senin o ikazın hâlâ kulaklarımızda çınlıyor.

****

İşte hâlimiz böyle Koca Âkif…

Şimdi dönüp kendimize soralım:

Gerçekten Asım’ın nesli olmayı hak ediyor muyuz?

Yoksa dünya uyanıkken biz hâlâ gaflet uykusunda,

tarihin önünde mahcup bir kalabalık olarak mı dolaşıyoruz?

Bu sorunun cevabı,

ne şiirlerde saklıdır

ne de nutuklarda.

Cevap,

her birimizin vicdanında gizlidir.