Tenkit;
Toplum olarak en kolay yaptığımız iştir bu.
Oturup kalkıp birilerini, bir şeyleri tenkit ederiz.
Fena mı işte?
Tenkit; ikazdır, yol göstermektir.
Doğruyu bulmak, güzele erişmek için yapıyoruz.
Ah keşke bu manada yapsak!
Ama nerede...
Yaptığımız şekliyle bir bakar mıyız?
Takındığımız üsluptan tutun, kurduğumuz cümlelere kadar.
Haklı, haksız. Doğru, yanlış.
Bilelim, bilmeyelim hiç önemli değil.
Dilin kemiği yoktur nasılsa.
Başlamışsak tenkite,
Coştukça coşarız iyice.
Hele birde dinleyenlerimiz hak veriyorsa.
Ağzımızdan çıkanı kulağımız işitmez olur.
Tenkit ettiğimiz kişinin konuyla alakası olmayan yönlerini de dökeriz orta yere.
Ne eder, nasıl eder tenkidi tenkit olmaktan çıkarı veririz.
Peki, ne mi olur o zaman?
Ne adap kalır, ne de vicdan.
Tenkidin yerini tahkir alır.
Ve neticesin de iftira.
Hani yaptığımız tenkit yol göstermekti?
İkaz edipte düzeltmekti?
***
Konuyla ilgili;
‘’Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme’’ (İsra 36)



